(743 S. K. m. 541)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmiş olup evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Davacı Başkent Üniversitesi Türkiye Organ Nakli ve Yanık Tedavi Vakfı vekillerinin, 7.9.1999 tarihli dava dilekçesi ile miras bırakan Fatma Berköz'ün vasiyetinin tenfizi ile taşınmazın tapu kaydının iptali ve vakıf adına tescilini talep ettiği mahkemece, hasımsız olarak açılan davanın kabulüne karar verildiği ve verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Vasiyetin tenfizi diye adlandırılan davalar; bir ayni hakkın tesisi için değil, vasiyetnamenin açılıp itiraz uğramadığı veya yapılan itirazların sonuçsuz kaldığının tespiti içindir.
Medeni Kanunun 539. maddesi uyarınca, mirasın açılmasıyla terekeye sahip olma hakkı, sadece yasal mirasçılara tanınmıştır. Vasiyetname ile mirasçı nasb edilenler ise haklarına, yasal mirasçılar ve öncelikle tasarruf ile yararlarına teberru yapılmış olanlarca bir itirazda bulunulmadığının anlaşılması halinde vasiyetnamenin tebliğinden itibaren 1 ay geçtikten sonra mirasçılık sıfatları hakkında belge verilmesini, Sulh Hakiminden isteyebilirler. Vasiyetname ile verilen hakka, tasarrufu sağlayacak olan, Sulh Hakiminin vereceği mirasçılık belgesidir.
Kendisine belirli bir mal vasiyet edilen kimsenin durumu ise daha farklıdır. Medeni Kanun'un 541. maddesi gereğince belirli bir mal vasiyet edilen kimse, bu vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olan varsa ona, yoksa yasal ve seçilmiş mirasçılara karşı açacağı istihkak davası ile malın kendisine teslimini isteyebilir.
İncelenen dosyadan davacının öncelikle vasiyetnamenin infazını istediği anlaşılmaktadır. Ancak kendisine muayyen mal vasiyet edilen kişi durumunda bulunduğundan, izleyeceği yol Medeni kanunun 541. maddesi uyarınca bu malin teslimini yasal veya seçilmiş mirasçılardan veya tenfiz memuru varsa ondan istemek, bunların teslimden kaçınmaları ve üstün bir hak iddia etmeleri halinde, onlara karşı istihkak davası açmaktan ibarettir.
Dayanılan olayları bildirmek taraflara, hukuki niteleme ise hakime aittir.
Bu itibarla davacının isteği, vasiyete konu taşınmazın tapuda adına tescil edilmesine ilişkin olduğundan, mahkemece, Medeni Kanunun 541. maddesi uyarınca taraf teşkilinin sağlanarak davanın istihkak davası olarak sonuçlandırılması gerekirken, bu hususa riayet edilmemesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. 20.03.2000 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy