(1086 S. K. m. 432) (743 S. K. m. 161, 162) (YİBK 01.06.1990 T. 1989/3 Esas, 1990/4 K.)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Davalının davacı temyizine cevap niteliğinde katılma yolu ile temyizi yoktur.
Temyiz edilen karar temyiz eden tarafa 18.11.1999 günü tebliğ edilmiş ve fakat söz konusu karar yasada öngörülen (HUMK 432) 15 günlük süre geçtikten sonra 13.2.1999 tarihinde verilen dilekçe ile temyiz edilmiştir.
Kuşkusuz Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 2494 sayılı kanunla değiştirilen 432. maddesine göre temyiz kanuni süre geçtikten sonra yapılır ise temyiz isteminin reddine karar verme yetkisi hükmü veren mahkemeye aittir.
Ne var ki Asliye Hukuk mahkemelerince verilen kararların yasal süre geçtikten sonra temyiz edilmesi veya temyiz kabiliyetinin bulunmaması halinde dosyanın yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden, Yargıtay'a gönderilmesi durumunda, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 2494 sayılı kanun ile değişik 432/4. maddesine göre bu konuda bir karar verilmek üzere, dosya mahalline geri çevrilmeden doğrudan doğruya Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği (1.6.1990 günlü ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı) Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nca karara bağlanmıştır. Bu durumda gösterilen sebeple temyiz isteminin reddi gerekir.
2- Kadın Medeni Yasasının 161 ve 162. maddesine dayalı bağımsız nafaka davası açmıştır. Ayrı yaşamakta haklı olduğu da kanıtlandığından kadın ve çocuk için hükmolunan tedbir nafakasının boşanmanın reddi ile ilgili hükmün kesinleşmesinden sonra da devamına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 1- Davalı ve davacı kocanın temyiz dilekçesinin 1. bentte gösterilen nedenlerle REDDİNE,
2- Hükmün 2. bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 17.2.2000.
Full & Egal Universal Law Academy