(743 S. K. m. 150, 634) (818 S. K. m. 213) (2675 S. K. m. 23) (2644 S. K. m. 26) (1512 S. K. m. 89)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyiz temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün Temyiz eden Ş. vekili ve karşı taraf vekili geldiler Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Yurt dışında taşınmazın devri konusunda yapılan 9.12.1998 tarihli sözleşme Türkiye'de açılan boşanma davasına bakan hâkimin tasdikine sunulmadığı için değer ifade etmez. (MK. 150-5) Taşınmaz mallar ve diğer ayni haklar, malların bulunduğu yer hukukuna tabidir. (2675 sayılı yasanın 23.m) Taşınmaz Türkiye'dedir. Mülkiyetin nakli konusunda Medeni Kanunun 634, Borçlar Yasasının 213 ve Tapu Kanunun 26 ve Noterlik Yasasının 89. maddeleri çerçevesinde işlem yapılmadığından isteğin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aygırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple bozulmasına, duruşma için takdir edilen 97.500.000 lira vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı Almanya'da davalı ile 1-2 şer pay olarak sahip oldukları taşınmazdaki 1-2 payını davalının Mersin'deki taşınmazı ile değiştirilmek üzere Almanya'da noterde yaptıkları resmi senetle anlaşmaya bağladıklarını, kendisine ait 1-2 payı davalı adına tapuda kütüklenmesini sağladığını kendi edimini yerine getirmiş olmasına rağmen davalının vait ettiği Mersin'deki taşınmazın ferağını vermediğini belirterek davalı adına olan kütüklenmenin iptal edilerek adına kütüklenmesini istemiştir.
Davacı devir işlemini, Alman hukukuna uygun olarak noterce gerçekleştirilmiştir. (9.2.1998 günlü Diusburg-Hambgin Noterliği) Almanya'da düzenlenen noter senedi ile davalı boşanmanın Türkiye'de gerçekleşmesi halinde Mersin'de bulunan 4.bölge, Azmak 3603 parsel, 2.kat, No4'de 24-240 arsa paylı (Daireyi) bedelsiz olarak davacıya devir etmeyi taahhüt etmiştir.
Taraflar arasında yapılan işlem şarta bağlı tipik bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesidir. Davalı, davacının Almanya'daki taşınmazın 1-2 sini devir etmesi ve Türkiye'de boşanmanın gerçekleştirilmesi için koşulan şartlar gerçekleşmiştir. Davacı ediminin yerine getirmiş taraflar 2.4.1998 gün 246-277 sayılı Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla boşanmışlar boşanma kararı kesinleşmiştir.
2675 sayılı (MÖHUK) yasasının 6.maddesi gereği, hukuki işlemler yapıldıkları yer hukukuna tabidir.
Taraflar arasındaki temlik vadi Alman hukukuna uygun olarak düzenlenmiştir. 2675 sayılı yasa ile Türk pozitif hukukunda, hukuki işlemler yapıldıkları yer hukukunun (lex loci avtus) veya o hukuki işlemin esası hakkında yetkili olan hukukun (işlem hukukunun Lex Causae) ön gördüğü şekle uygunluğunu geçerli kabul etmiştir. (MÖHÜK md. 6) Başka bir ifade ile hukuki işlem ister yapıldığı yer, ister işlem hukukunun bulunduğu yer hukukuna göre yapılmış olsun devletler hususi hukuku yönünden geçerlidir.
Milletler Özel Hukuk Usulü Kanunun 23.maddesi taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet ve diğer ayni haklarla ilgili şekli koşullara ilişkindir. Satış vadi sözleşmesi ise kişisel hak doğuran işlemlerdendir. Zira taşınmaz mal satışı vadi hukuki niteliği bakımından, bir ön sözleşmedir. Bu sözleşme ile taşınmazın mülkiyetinin başkasına geçirilmesi, tescili olmayıp başkası adına ileride satışını öngören bir sözleşme yapılması hususu borçlanılmaktır.
Diğer bir ifade ile borç doğuran bir sözleşmedir. Bu nedenle ön sözleşme ayni değil kişisel hak sağlar. Sözleşme sadece taraflarını bağlar. Ayni hak gücü verilmesi için tapuya şerh edilmesi gerekir. Olayın Medeni Kanunun 150.maddesi yönünden irdelenmesi, Medeni Kanunun 150-5. maddesi boşanma ve ayrılığın eki (Fer(i) niteliğindeki hükümlerine ilişkin olmak üzere karı koca arasında yapılan sözleşmeleri hâkimin onayına tabi tutmuştur.
Somut satış vadi bu nitelikte bir işlem olmadığından hâkimin onayına gerek bulunmamaktadır. Kaydı ki sözleşmenin yapıldığı yen hukukunda da böyle bir koşul bulunmamaktadır.
Hâkimin değerlendirmesi açıklanan nedenlerle yasal kurallara uygundur. Hüküm onanmalıdır. Sayın çoğunluğun oluşan görüşlerine bu nedenlerle katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy