(743 S. K. m. 581) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı B. Uluca vekilinin 9/12/1999 tarihli dilekçesi ile, M. Uluca'nın miras şirketine mümessil olarak H. Uluca'nın atanmasına karar verilmesini istediği, mahkemece hasımsız olarak açılan davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava, hüküm tarihinde yürürlükte olan Medeni Kanunun 581. maddesi hükmüne göre atanan miras şirketi temsilcisi, özel kayyım yetkilerinde sahip olup, tüm (mirasçılar) tereke adına tasarruf ve hareket eder. O halde miras şirketine mümessil tayini yönünde oluşturulacak karar tüm mirasçıların hukukuna etkilidir. İstenen sübjektif haktan etkilenecek kişilere dava yönetilmeden verilen karar, o kişileri bağlayıcı nitelikte değildir. Böyle bir kararı almakta davacının hukuki bir yararı da bulunmayıp, dava bu şarttan yoksun bırakılmıştır.
Öte yandan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi gereğince, Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim, her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez.
Bu itibarla, miras şirketine temsilci atanmasına ilişkin isteğin tüm mirasçılara yöneltilmesi gerektiği düşünülmeden, hasımsız açılan davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA 11.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy