(1086 S. K. m. 73) (7201 S. K. m. 10) (Tebligat Tüzüğü m. 13, 28, 46, 47)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kocanın nafaka, kadının boşanma yönünün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün duruşmalı temyiz eden Nihal ... vekili ile karşı taraf temyiz eden Halil ... vekili geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının tedbir nafakasına yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2- Tebligat, tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. (Tebligat Yasası md.10) Tebliği alacak kişi bu adreste bulunmamışsa tebliğ memuru bulunabileceği yeri araştırır. Bulamazsa durumun köy muhtarlıklarına doğruluğunu onaylatmak suretiyle tesbit eder. (Tebligat Tüzüğü md.28) Durum, tebliği çıkaran kuruluşa bildirilir. İlgili kuruluş tebligatı alacak kişi memursa ve esnaf ise adreslerini mensubu oldukları teşkilatlardan, avukatların adresini barodan Adliye Bakanlığından, Askerse askerlik şubesinden, Savunma Bakanlığından sorarak öğrenmeye çalışır. (Tebligat Tüzüğü md.13) Tebligat Tüzüğü'nün 13. maddesine göre yapılan soruşturmaya rağmen ikametgahı, oturduğu yer veya işyeri bulunamamış ise o halde kişinin adresinin meçhul olduğu kabul edilerek (Teb.Tüz.md.46) ilanen tebliğe karar verilebilir. Ancak belirtilen soruşturma biçimi sınırlayıcı değildir. Nitekim aynı maddenin ikinci fıkrasında bu durum açıklığa kavuşturulmuş. Tebligatı çıkaran merciin lüzum görmesi halinde adres soruşturmasını özel kuruluşlardan, dairelerden de yapması gereği ilk cümlede vurgulanmıştır. Belirtilen özel ve resmi kuruluşların içinde adres tesbitinin yapılabileceği Nüfus, Tapu İdareleri, Belediye, Sivil Savunma gibi kuruluşlarda vardır. Davada savunma hakkıyla sıkı sıkıya ilişkili olan adres araştırmasının zabıtaya yaptırılan bir inceleme ile sınırlı tutulması savunma hakkının kısıtlanmasına yol açabilecek bir durum yaratabilir. O halde adres araştırmasının geniş bir çerçeve içinde ele alınıp soruşturmanın çok yanlı olarak yapılması gerekir. İlan kendisine tebligat yapılacak kimsenin öğrenmesini en emin şekilde ulaşacağı umulan bir gazete ile yapılır. (Teb.Tüz.md.47) Ayrıca varsa tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerdeki yerel gazetelerinden birine de ilan verilir. Bundan sonra tebliğ edilecek belgeler bir ay süre ile tebliği çıkaran merciin herkesin kolayca görebileceği bir yerinde (mahkeme divanhanesinde) askıya çıkarılır. Belirtilen inceleme ve soruşturmayı kapsamayan adres araştırılmasıyla yetinilerek adresin meçhul olduğunun kabul edilmesi ve bunun sonucu olarak tebligatın ilanen yapılması savunma hakkını kısıtlayan önemli bir usul hatasıdır. Diğer yönden, tebligatın mahkeme divanhanesinde yasal kurallara uygun olarak askıya çıkarılmamış olması da kanuna aykırıdır. İlanen tebligat en son başvurulacak bir çaredir. O nedenle adres araştırılmasının titizlikle ve kararlılıkla yapılması zorunluluğu açıktır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi uyarınca taraflar usulüne uygun olarak iddia ve savunma için mahkemeye çağrılmadıkça haklarında hüküm kurulamaz. Davalının adres araştırılmasında yukarıda açıklanan hususlara uyulmaması doğru olmadığı gibi açıklanan biçimde ilan mahkeme divanhanesine asılmamıştır. Bu suretle davalı usulüne uygun olarak çağrılmadığı, savunma hakkının kısıtlandığı anlaşıldığından yokluğunda yapılan tahkikat sonunda oluşturulan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyize konu hükmün yukarıda 2.bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, davacının tedbir nafakasına yönelik temyiz itirazlarının 1.bentte gösterilen gerekçe ile reddine, bozma sebebine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı harcın davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna, temyiz peşin harcını yatıran davalıya geri verilmesine, duruşma için takdir olunan 250.000.000 lira vekalet ücretinin Halil'den alınıp Nihale verilmesine, 11.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy