(2709 s. Anayasa. m. 141/3) (4721 S. K. m. 166, 170, 171, 172) (743 S. K. m. 134, 138, 139)
(YİBK. E : 1978/5, K : 1978/6, 03.07.1978)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, Medeni Kanunun 134/1. maddesine dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmaya karar verilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda Medeni Kanunun 138-139. maddeleri gereğince tarafların 1 yıl müddetle ayrılıklarına hükmedilmiş, verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle yapılan inceleme sonunda;
Anayasa'nın 141/3. maddesi gereğince " mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır." Medeni Kanunun 138/3.maddesine göre dava ve istek boşanmaya ilişkin olmasına rağmen " karı-kocanın barışmaları ihtimali bulunduğu takdirde ", Hakim ayrılığa karar verebilir. Bu durumda, davacı mutlak bir boşanma nedenine dayanmış ve bunun varlığını kanıtlamış olsa bile, Hakim barışma ihtimalini gördüğü takdirde boşanma yerine ayrılığa hükmedebilecektir. Bu durumda bir boşanma nedeninin gerçekleşmesi halinde barışmanın mümkün görüldüğüne (Y.2.H.D.nin 2.5.1983 T.3790-3886 sayılı kararı), ortak yaşamın yeniden başlayabileceğine (Y.2.H.D.nin 10.3.1986 T.2260-2507 sayılı kararı) ve nihayet ileride birleşme umudunun bulunduğuna (Y.2.H.D.nin 27.2.1988 T.1770-2118 sayılı kararı) ilişkin Hakimin takdirinin kesin ve denetimden uzak olduğunu düşünmemek gerekmektedir. Her şey den önce Hakimin takdir hakkını çok ciddi ve son derece isabetli kullanması gerekmektedir. Eşlerin barışma ihtimali, gerçekleşmeye yakın bir ciddiyetle görülmeli, varlığı makul surette kabul edilebilmeli, böyle bir kanaat sağlam ihtimale dayandırılmalı, hatta barışma ihtimali varlığı bir tarafın ikrarından yada hareket tarzından anlaşılmış olmalıdır. Özetle barışma ihtimali kuvvetli bulunmalıdır. Zayıf bir ihtimal yeterli değildir.
Bu konuda bir takdire ulaşılırken dosyaya uygun dayanaklar gösterilmeli (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 3.7.1978 tarihli 5-6 sayılı kararı gerekçesi) boşanma nedeninin ve geçimsizliğin asıl saiki ve eşlerin kişisel durumları üzerine değinilmeli, mücerret bir barışma ihtimalinin dışında eşlerin sosyal ve kültürel durumları değerlendirilmelidir. Olayların yoğunluğu ve ağırlığı eşlerin uzun bir süredir ayrı yaşamakta olmaları gibi haller her halde yeniden bir araya gelme ihtimalini ortadan kaldırıcı bir unsur olarak düşünülmelidir.
Nihayet Hakim kararın da barışma ihtimalinin varlığını ve kendisini böyle bir inanca götüren nedenleri, kanun yolu denetimine olanak verecek açıklıkta göstermelidir. (Anayasa Md.141/3 HUMK.388) Ancak bu yolladır ki mutlak bir boşanma nedeni hukuka uygun nispileştirilebilir. Nispi boşanma sebebinde de taktir hakkı Anayasa ve Kanun çerçevesinde kullanılmış olur. (Y.2.H.D.nin 26.11.1974 T.7661-7349 S.kararı)
Somut olaya gelince;
Tanık beyanlarına göre; davacı ve ailesi davalıyı kovmuş tarafların bir birlerini istemediklerini, sevmediklerini söyledikleri belirlenmiştir.
Bu durumda taraflar arasındaki evlilik birliği temelinden sarsılmış ve Medeni Kanunun 134/1. maddesi şartları oluşmuştur. Taraflar eşit kusurludur.
Medeni Kanunun 138/3. maddesi gereğince tarafların barışma ihtimalini gösterir dosyada bir delil yoktur.
O halde boşanmaya karar verilmesi gerekirken, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 388. maddesinde yer alan kurallara aykırı bir biçimde hiçbir gerekçe gösterilmeden ayrılığa hükmedilmesi doğru değildir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, oybirliği ile karar verildi. 13.05.2002 (Pzt.)
Full & Egal Universal Law Academy