(1086 S. K. m. 256, 257, 267) (743 S. K. m. 150)
DAVA VE Karar: Tanıkların nasıl dinleneceği Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 245. ve müteakip maddelerinde gösterilmiştir.Yargılama hakim tarafından yürütülür. Tanıklarında her halde hakim tarafından dinlenmeleri gerekmektedir. ( HUMK.md.255 )
Gösterilen tanıkların yargı bölgesi dışında bulunmaları halinde bunların ifadeleri istinabe suretiyle alınır. ( HUMK. md.257-267 )Ülkemizle tanıkların bulunduğu Almanya arasında adli yardım anlaşmaları bulunmaktadır. ( 23.02.1972 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi ile 7.1.1979 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Almanya ile iki taraflı yardım sözleşmesi )
Bu anlaşmalar istinabeyi icra eden adli makamın takip edilecek şekil hakkında tarafların memleket kanununa tabi olduğunu kabul etmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 256. maddesinde yer alan " müstesna hallerde iki tarafın muvafakati ve hakimin tensibi ile tayin olunacak müddet zarfında cevaplarını beyan etmek üzere şahide bir sual varakası gönderilebilir." hükmünü ve gene Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 267. maddesi hükmünü bu çerçevede yorumlamak ve burada yer alan müstesna halleri şahidin dinlenmesi için adli yardım imkanı bulunmayan ülkede oturması gibi durumlarla sınırlamak gerekir.
Özellikle boşanma gibi tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği konularda ( kanunla kabul edilmiş, istisnai haller dışında )tarafların bu biçimde tanıklık üzerinde anlaşmaları Medeni Kanunun 150. maddesine aykırılık oluşturur. Bu nedenlerle tanıkların dinlenmesi şekli ile talimatın yazılıp hazırlanması taraflara bırakılamaz.
Mahkemece talimat metinleri yazılıp masrafı belirlenerek tercüme ettirilmesi, öte yandan gerekirse bakanlıktan da görüş alınıp Almanya adli makamlarına yazılacak talimat için masraf belirlenip depo ettirilmesi bu konularda davalıya uygun süreler verilmesi ( HUMK. md. 163 )gerekir.
Bu yönler gözetilmeden ve Almanya'da bulunan davalı tanıkları dinlenmeden eksik tahkikatla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 250.000.000 lira vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 17.06.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ :
Hakim davalıya varsa soracakları soruları da içeren talimatla ilgili tercümeleri ve tanık ücretleri ile talimat giderlerini yatırmak üzerede hem mehil, hem de 20.09.2001 tarihli oturumda kesin mehil vermiştir.
Davalı 11.07.2000 tarihinde verilen yine 14.12.2000 tarihinde verilen mehil gereklerini yerine getirmediği gibi, daha sonra verilen kesin mehil gereklerini de yerine getirmemiştir. ( HUMK. md. 163, 267 )Bu nedenle davalının itirazları yerinde değildir.Tanıklarının dinlenmemesi ile ilgili ara kararları sonucu itibarıyla doğrudur.Davalı mehil gereklerini yerine getirmemiştir.Değerli çoğunluk görüşüne bu nedenle katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy