(2675 S. K. m. 37)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
2675 sayılı Milletlararası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 37. maddesi Dilekçeye eklenecek belgeler başlığını taşımakta olup, tenfiz dilekçesine yabancı mahkeme ilâmının kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin eklenmesi zorunludur. 5.9.2001 tarihli dava dilekçesinde yabancı mahkeme kararının 1.3.2001 tarihinde kesinleştiği açıklanmıştır. Dairemizin kesinleşmeye ilişkin belge ibrazına değinen bozma ilâmı üzerine; yabancı mahkeme kararının 11.9.2002 tarihinde kesinleştiğine ilişkin belge dosyaya sunulmuştur. Yabancı mahkeme kararı dava açıldıktan sonra kesinleşmiştir. Eksiklik dava şartında değil davanın dinlenebilirlik koşulundadır. Tenfizi istenen karar dava tarihinde henüz kesinleşmediğinden Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanununun 38. maddesinde yazılı tenfiz şartları gerçekleşmemiştir. Bu nedenle davanın reddi yerine tenfiz kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oyçokluğuyla karar verildi. 06.02.2003
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı yabancı mahkemeden verilen kararın tenfizine karar verilmesini istemiştir. Tenfiz dilekçesine; yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onaylanmış aslı ve onaylanmış tercümesi ile ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca onaylanmış yazı veya belgenin eklenmesi zorunludur (MAÖHUH md. 37/a-b).
Davacı 5.9.2001de tenfiz isteğinde bulunmuş, verilen karar dairemizin 7.3.2002 günlü kararı ile; tenfizi istenin ilamın kesinleştiğini gösterir belge alınıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyulmuş, ilamın 11.9.2002de kesinleştiğine ilişkin belge alınmış ve yeniden tenfize karar verilmiştir.
Yabancı ilamın tenfizine karar verilebilmesi için kesinleşmesi şarttır. Dava dilekçesine eklenmesi de zorunludur. Kesinleşme şerhini içeren belge dava şartıdır. Dava şartı davanın açılması için değil, esası hakkında inceleme yapılmasının koşuludur. Açılmasından hükmün verildiği tarihe kadar varlığını sürdürmesi de zorunludur. Dava şartının yokluğu davanın başında tesbit edilmişse işin esasına girişilmeden usulden reddedilmelidir. Ancak dava şartı noksan olmasına rağmen işin esası incelenmiş, hükmün anında dava şartındaki eksiklik giderilmiş ise davanın esası hakkında karar verilmelidir. Artık usulden reddedilmelidir. Bu düşünce dava ekonomisine de uygundur.
Mahkemece davanın esasına girilmiştir. Dairemizce de yöntem benimsenmiş araştırmaya yönelik bozma yapılmış, bozmaya uyulmuş, gereği yerine getirilmiş, dava şartındaki eksiklik karardan önce giderilmiştir. İşin esası incelenmelidir. Açıklanan sebeple de değerli çoğunluğun bozma kararlarına iştirak edilmemiştir (HGK 4.7.1973 gün ve 5/517-279, 22.03.1995 gün 94/5-235 sayılı kararları). (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy