(4721 S. K. m. 166)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda gün numarası gösterilen hükmün nafakalar, manevi tazminat, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünün temyizen mürafaa icrası suretiyle incelenmesi istenilmekle duruşma için tayin edilen bugün duruşmalı temyiz eden Necdet Çetin vekili Av. Nilgün Yılmaz ve temyiz eden karşı taraf Sema Çetin vekili Av. Veli Topuz geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Boşanmaya neden olan olaylarda eşini döven, hakaret eden ve sürekli içki içen davacı koca tamamen kusurludur.
Türk Medeni Yasasının 166. maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği şeklinde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Sair taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
Öyle ise Türk Medeni Yasasının 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. (TMK. md.166/2)
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu halde açıklanan sebeple isteğin reddi gerekirken kanun hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni sayılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı kadının tüm, davacı kocanın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
3- Boşanmanın eki niteliğindeki manevi tazminat, boşanma hükmünün kesinleşmesi ile muaccel hale gelir. Bu sebeple davalı kadın için takdir edilen manevi tazminata dava gününden itibaren faiz uygulanması usul ve kanuna aykırı ise de; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir. (HUMK. mad.438/7)
Sonuç: Temyiz edilen hükmün 3. bentte gösterilen sebeplerle gerekçeli kararın hüküm kısmının 6 no.lu bendindeki dava gününden itibaren cümlesinin hükümden çıkarılmasına yerine boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden cümlesinin eklenmesine hükmün bu kısmının düzeltilmiş şekliyle, tarafların diğer temyiz itirazlarının 2.bentte gösterilen sebeplerle ONANMASINA, duruşma için takdir edilen 400 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, istem halinde temyiz peşin harcının yatıran davacıya geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren tarih içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11.10.2005 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy