MAHKEMESİ :Ankara 4. Aile Mahkemesi
TARİHİ :21.10.2005
NUMARASI :337 - 1267
DAVA TÜRÜ :Çocuk Mallarının Korunması
TEMYİZ EDEN :S. Ç.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı büyükanne ve büyükbaba , ölüm sonucu velayeti kendisinde olan davalı annenin bu görevini kötüye kullanıldığını belirterek; küçük S.’e kayyım atanmasını, tapu iptal davası açılması için yetki verilmesini ve zararın büyümemesi bakımından da gerekli tedbirlerin alınmasını istemiştir.
Kayyım tayin etmek görevi vesayet makamına ( Sulh Mahkemesine ) ait bulunmaktadır. ( MK. md. 426 ) Görev kamu düzenine ilişkindir. Yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması da gerekmektedir. Bu yön üzerinde durulmadan, Aile Mahkemesince kayyım atanması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre de diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 25.05.2006 per.
KARŞI OY YAZISI
Davacı büyükanne ve büyükbaba tarafından oğullarının ölümü sebebiyle velayeti davalı gelinlerinde bulunan torunlarının mallarının (=çocuk mallarının) korunması amacıyla yönetimin davalı anneden alınarak bir kayyıma devredilmesinin istenildiği, aile mahkemesi tarafından davanın kabul edildiği, hükmün davalı anne tarafından temyiz edildiği konusunda değerli çoğunluk ile aramızda “görüş birliği” vardır.
Çekişme nedir?;
Değerli çoğunluk tarafından istek TMK m. 426 kapsamında kabul edilerek aile mahkemesinin görevli olmadığı görüşü sergilenmiştir.
Oysa dava dilekçesindeki istek “yönetim kayyımı” atanmasına ilişkin olup “temsil kayyımı” hükümlerinin uygulanması olanağı yoktur.
Davacılar vekilinin istemi “çocuk mallarının korunmasına” (4787 sayılı Kanun m. 6 f. I, b. 2/c, TMK m. 360-361)ilişkindir.
Bir yandan;
Daha önce de görüşümüzü açıkladığımız (Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, s. 1045) üzere 4787 sayılı yasanın m. 6 hükmüne göre “aile mahkemesi”, diğer yasalardaki hükümler saklı kalmak üzere görev alanına giren konularda küçükler hakkında “çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına ilişkin önlemleri almaya” karar verebilir.
Diğer yandan;
Çocuk mallarının korunması konusunda önlem alma (TMK m. 360) ve yönetimin ana ve babadan alınması (TMK m. 361) hükümleri de aile mahkemesinin görevi kapsamındadır.
Bilindiği üzere 4787 sayılı Kanunun m. 1.hükmüne göre bu Kanunun amacı aile mahkemelerinin kuruluş, görev ve yargılama usullerini düzenlemektir. Bu Kanun, aile hukukundan (TMK. m. 118-494) doğan dava ve işleri görmek üzere kurulan aile mahkemelerine dair hükümleri kapsamaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki 20.4.2004 tarihinde aile mahkemelerinin görev kapsamı daraltılmıştır. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu bağlamında söyleyecek olursak 5133 sayılı Kanunun (20 Nisan 2004- 25439 sayılı Resmi Gazete) m. 2 hükmü ile değişik 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun m. 4, b.1 hükmüne göre 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı (=TMK. m. 118-395) konusu olan aile hukukundan doğan dava ve işler de 20.4.2004 tarihinden sonra “aile mahkemesinde” görülecektir.
Çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına ilişkin “önlemleri almaya” aile mahkemesinin görevli olduğu konusunda yerel mahkeme hakimi ile “aynı görüşü” paylaşıyorum.
Yerel mahkeme tarafından verilen karar, Aile mahkemesince 4787 sayılı Kanun m. 6 f. I, b. 2/c, TMK m. 360-361 hükmü gereğince “yönetimin bir kayyıma devredilmesine” karar verilmesi yönü/kısmı itibariyle isabetlidir.
Bu sebeplerle değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy