MAHKEMESİ ... A.H.
DAVA TÜRÜ :Mirasçılığın Tesbiti
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mirasın ölümle açılıp, kendiliğinden mirasçılarına intikal edeceğine, miras bırakan...'ın 13.6.1966 tarihinde öldüğünün anlaşılmasına 28.5.1927 gün ve 1062 Sayılı Yasa dayanılarak çıkartılan 1.10.1966 gün 6/7104 ve 25.9.1967 gün ve 6/8890 sayılı kararnamelerin uygulama yerinin bulunmamasına göre usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oyçokluğuyla karar verildi. 28.09.2006 (Prş.)
KARŞI OY YAZISI
Davacı mirasçı, dava dilekçesinde ... uyruklu ...’ın adına kayıtlı bulunan taşınmazlar üzerinde;
...n Türk vatandaşı olan oğulları...nun yasal mirasçılarının “miras payları oranında” mirasçılıklarının tespiti ile,
-Bu taşınmazların mirasçılara “intikaline” karar verilmesini istemiştir.
Dava Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından incelenerek “Davacıların ...uyruklu ...’ın mirasçıları olduklarının tespitine ve veraset belgesi ile ilgili mahkemede dava açmakta muhtariyetlerine” şeklinde hüküm kurulmuştur.
2006/9264-12664
Yerel mahkeme tarafından verilen hüküm mükerrer dava açıldığı ve mahkemenin görevli olmadığı gerekçesiyle davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından dava dilekçesinde dava konusu taşınmazların “mirasçılara intikali” istenilmiş ise de bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği halde hüküm davacı tarafından temyiz edilmemiştir. Dolayısıyla temyiz davası, yasal mirasçıların miras paylarının “miras payları oranında” tespitine yöneliktir.
Görev kamu düzenine ilişkindir. Yargılamanın her aşamasında “kendiliğinden” göz önünde bulundurulur.
Mirasçılık belgesi verilmesine yönelik istemler sulh hukuk mahkemesinde görülür. (HUMK. M. 8/II-5) Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabul şekli bakımından;
1-Mirasçı olunduğunun tespitinin asliye hukuk mahkemesinde, miras oranlarının tespitinin ise sulh hukuk mahkemesinde yapılacağı düşüncesi ile “dava açmakta muhtariyetlerine” şeklinde hüküm tesisi de doğru bulunmamıştır.
2-Dava sadece mirasçı Selahittin tarafından açıldığı halde davada birden fazla davacı varmış gibi “davacıların” mirasçı olduklarının tespiti, hükmün infaz kabiliyeti bulunmadığından ve infazda tereddüt yaratacağından usul ve yasaya aykırıdır. (HUMK m. 388)
3-Mirasbrakanın adının hüküm fıkrasında yanlış gösterilmesi de isabetsizdir.
Bu sebeplerle hükmün bozulması düşüncesinde olduğumuz için değerli çoğunluğun farklı görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy