MAHKEMESİ ...2.S.H.
DAVA TÜRÜ :Mirasın Reddi
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle * Türk Medeni Kanununun 605/2. maddesi uyarınca alacaklılarında hasım gösterilmesi suretiyle heran için dava açılmasının mümkün bulunmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 12.12.2006 sa.
KARŞI OY YAZISI
Mirasçı davacı tarafından “...” olarak açılan davada mirasbırakanın borcu sebebiyle icra takibinde bulunulduğu bu yüzden “sulh hukuk mahkemesinde” mirasın reddi davası açıldığı ve yerel mahkeme tarafından “ret süresinin geçirilmesi” sebebiyle davanın reddine karar verildiği konusunda değerli çoğunluk ile aramızda “görüş birliği” vardır.
Çekişme nedir?;
Çekişme davacının isteğinin nitelendirilmesindedir. Bilindiği üzere hakim re’sen Türk Kanunları mucibince hüküm verir. (HUMK. m. 76) Hukuki niteleme hakime aittir.
Davacıya ölen kardeşinin 28.577.53 YTL borcu sebebiyle icra takibi yapılmıştır. Terekenin benimsenmesi yönünde bir davranışı bulunmayan davacı, ölen kardeşinin bu borcunu ödemek istemediğinden mirasın reddi isteminde bulunmuştur. Dava açma sebebinin bu olduğu daha iyi anlaşılsın diye dava dilekçesine icra takibiyle ilgili belge örneklerini de eklemiştir.
İstem terekenin “hükmen reddine” ilişkindir.
Mirasçı Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça “her zaman” mirasbırakanın ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Değerli çoğunluk da bu yöndeki istemin her an gerçekleştirilebileceğini kabul ettiğine göre davacının maksadının da bir şekilde mirası reddetmek bulunmasına göre ayrı bir dava açmasına da gerek yoktur.
Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli ise miras reddedilmiş “sayılır”. 23.12.1942 tarih 24/29 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı 4721 sayılı Türk Medeni Kanun hükümleri karşısında da yürürlükte olup, bu davalarda görev miras bırakanın borcunun miktarı ve değerine göre tespit olunur. (Y2HD, 30.09.2002, 10180-11063, Ömer Uğur GENÇCAN, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Bilimsel Açıklama-İçtihatlar-İlgili Mevzuat, Yetkin Yayınevi, Ankara 2004 Kısaltma: GENÇCAN-TMK, s.2279)
Bu sebeplerle yerel mahkeme tarafından “görevli olunmadığı halde” dava dosyası içerisinde miras bırakanın gerçekleşen borcunun miktarı dikkate alındığında “görevsizlik kararı” verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesi doğru değildir.
Kabul şekli bakımından;
Terekenin borca batıklığı nedeniyle mirasın hükmen reddi (TMK m. 605 f. II) davasının alacaklılar hasım gösterilmek sureti ile açılması gerekir. (Y2HD, 12.03.2003, 2236-3374, GENÇCAN-TMK, s. 2280). Bu sebeple ... açılan bir davada işin esasının incelenmesi de isabetsizdir.
Değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum.