MAHKEMESİ :Asliye Hukuk ( Aile ) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Mal Rejimi
Yukarıda tarihi, numarası, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; Dairenin * 12.04.2007 gün ve 17826 – 6159 sayılı ilamiyle* onanmasına karar verilmişti. Sözü geçen Dairemiz kararının düzeltilmesi istenilmekle, evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE ve aynı Kanunun değişik 442. maddesi ile 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 52. maddesi hükmünce takdiren (160) YTL. para cezasının, harçlar kanunu uyarınca (27.00) YTL. ilam harcının karar düzeltme isteyene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna oyçokluğuyla karar verildi. 21.09.2007 (Cuma)
KARŞI OY
Davacı kadın tarafından katılma alacağı davası (TMK m. 231) açıldığı ve yerel mahkeme tarafından “Tarafların; anlaşmalı olarak boşandıkları, anlaşmalı boşanma davasında boşanmanın tüm sonuçları hakkında anlaştıkları, mal rejimi tasfiyesinin de boşanmanın mali sonuçları arasında sayılacağı, anlaşmalı boşanma sırasında talep edilmeyen bir hakkın daha sonra talep edilemeyeceğinden davanın reddine” karar verildiği konusunda değerli çoğunluk ile aramızda “görüş birliği” vardı
Çekişme nedir?;
Anlaşmalı boşanma davasında yer alan davacı kadının beyanı aynen aşağıya alınmıştır:
“Davacı eşimle anlaştık, karşılıklı olarak birbirimizden herhangi bir maddi, manevi tazminat, iştirak ve yoksulluk nafakası talebimiz bulunmamaktadır. Kişisel eşyalar ise daha önce aramızda fiilen paylaşılmıştır, bu nedenle herhangi bir eşya talebimiz de bulunmamaktadır” velayet ve kişisel ilişki günleri açıklandıktan sonra “bu şekilde boşanmamıza karar verilsin, başkaca herhangi bir talebim yoktur.”
Davacı kadının bu beyanının katılma alacağı davasının reddine gerekçe oluşturup oluşturmayacağı yönünde değerli çoğunluk ile aramızda çekişme vardır.
Değerli çoğunluk “bu beyana göre” katılma alacağı davasının dinlenemeyeceği görüşünde ise de düşüncemize göre bu beyan ile katılma alacağı davası arasında bir bağ yoktur/kurulamaz olduğundan davanın esasının incelenmesi gerekir.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 166 f. III hükmünde öngörülen düzenleme ile evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 166 f. III hükmünde öngörülen düzenleme ile gerek taraflar ve gerekse çocuklar korunmak istenilmiştir.
Buna göre taraflar;
-boşanmalarının mâli sonuçlarını,
-çocuklarının durumlarının ne olacağını hâkime açıklamak zorundadırlar.
Aile mahkemesi (=yoksa Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi) hâkiminin boşanma kararı verilebilmesi için davacı ve davalıyı “boşanmanın malî sonuçları” olan;
-maddî tazminat (4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 174 f. I)
-manevî tazminat (4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 174 f. II)
-yoksulluk nafakası (4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 175) konularında taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.
Anlaşmalı boşanma davalarında “boşanmanın malî sonuçları” arasında yer alan maddî tazminata ilişkin ifade 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 174 hükmüne dayalıdır/yöneliktir. Anlaşmalı boşanma davasında “boşanmanın malî sonuçları” hakkında davacı kadın tarafından verilen beyan eşler arasındaki “katılma alacağını” kapsamamaktadır. (Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, s. 370-371)
Davacı kadın tarafından açılan katılma alacağı davasının incelenebilmesi ve bu konuda işin esası hakkında bir karar verilebilmesi için eşler arasındaki geçerli kural mal rejiminin (yasal mal rejimi=edinilmiş mallara katılma rejimi) (= TMK. m. 202 f.I, 218-241) sona ermesi (TMK. m. 225 f. II) zorunludur.
Taraflar arasında “seçilebilir mal rejimlerinden” (Ömer Uğur GENÇCAN, Mal rejimleri Hukuku, Ankara 2007, Kısaltma: GENÇCAN-Mal Rejimleri, s. 125) birinin seçildiği ileri sürülmediğine göre eşler arasında kural mal rejiminin (yasal mal rejimi=edinilmiş mallara katılma rejimi) (= TMK. m. 202 f.I, 218-241) geçerli olduğu duraksamasızdır.
Katılma alacağı davası boşanma davasından bağımsız ve ayrı olarak görülmesi gerekli bir davadır.
Boşanma kararı verildiğine göre eşler arasındaki geçerli kural mal rejiminin (yasal mal rejimi=edinilmiş mallara katılma rejimi) (= TMK. m. 202 f.I, 218-241) sona ermesi (TMK. m. 225 f. II) boşanma davası tarihinden itibaren gerçekleşmiş durumdadır.
O halde mahkemece yapılacak iş boşanma kararı verilerek kesinleşmiş olmakla incelenebilir duruma gelen katılma alacağı davasının esası hakkında tarafların delillerini toplayarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Bu sebeplerle değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy