MAHKEMESİ :Ankara 1.Aile Mahkemesi
TARİHİ :31.5.2007
NUMARASI :Esas no:2006/600 Karar no:2007/587
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün * temyiz eden Ş..K.. vekili Av.A.S.. S.. ve temyiz eden karşı taraf vekili T..K..geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle * davalı tarafından Türk Medeni Kanununun 199. maddesine göre usulüne uygun harcı verilerek açılmış bir dava ve karşı dava olmaması nedeniyle davalının temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacının temyiz isteğinin incelenmesine gelince;
Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. (HUMK.254. mad.) Akrabalık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü sebep sayılmaz.O halde davalının davacıya hakaret ettiği, davacının da sadakatsiz davranışlarda bulunduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı kocanın ağır kusurlu bulunmasına karşın Türk Medeni Kanununun 166/2.madde koşullarının oluşmuş bulunması karşısında davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Hükmün 2. bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalının temyiz itirazlarının 1. bentte gösterilen nedenle ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 550.00 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcının yatıran davacıya geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 22.07.2008 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Gerek dairenin gerekse Yüce Hukuk Genel Kurulunun formüle edilen ilke kararına göre;
“…Davacının sadakatsiz davranış içinde olması davalının ona mütemadi suretle saldırıda bulunmasına hak vermez. Boşanma davasının bu sebeple kabulü neticesi bakımından davalıya saldırı hakkı, böyle bir düşünüş ise bizzat ihkakı hakka imkan vermek sonucunu doğurur. Olayda bir tarafın kusurunu diğerinden ağır kabul etmek mümkün değildir.”
Açıklanan yönleri gözetmeyen değerli çoğunluğun farklı düşüncesine katılma olanağım yoktur.