MAHKEMESİ : Kütahya Aile Mahkemesi
TARİHİ : 06.06.2008
NUMARASI : Esas no: 2008/285 Karar no: 2008/368
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Türk Medeni Kanununun 312. maddesine uygun olarak ananın davaya dahil edilmesi, gösterdikleri takdirde delillerinin toplanması ve sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken eksik hasımla yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 09.02.2009 (Pzt.)
-KARŞI OY YAZISI-
Evlat edinmede temel kural, küçüğün ana ve babasının rızasının aranmasıdır.(TM:309/1. madde) Ancak; kim olduğu veya uzun süreden beri nerede oturduğu bilinmiyorsa veya ayırt etme gücünden sürekli yoksun bulunuyorsa yada küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa, ana ve babadan birinin rızası aranmaz.(TMK.311.madde)
Kim olduğu veya uzun süreden beri nerede oturduğu bilinmeyen yada ayırt etme gücünden sürekli yoksun olması nedeniyle, kişiye bağlı haklardan olan rızanın yasal temsilci yoluyla alınması mümkün bulunmayan anne ve babanın rızasının aranmayacağı hüküm altına alınmış iken, bu hususta açılmış bulunan davada taraf olmaları zorunluluğu, yasal düzenlemeden beklenen amaca uygun düşmeyecektir.
Özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle, rızanın aranmaması halinde, bu konudaki kararın ana ve babaya yazılı olarak bildirileceği belirtilmiştir.(TMK.312/son md.) Bu hükümle, belirtilen nedenle, rıza aranmamasına ilişkin karar, ana ve babaya bildirileceğine göre, davada taraf olmalarına gerek bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, evlat edinmede, ana ve babadan birisinin rızasının aranmamasına ilişkin davalarda, ana ve babanın hasım olarak gösterilmelerine yada davaya dahil edilmelerine gerek bulunmadığı, düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu gerekçe ile hükmün bozulması yolundaki kararına katılmıyorum.
-KARŞI OY YAZISI-
Davacı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun, küçüklerin evlat edinilmesinde aracılık faaliyetini yürütmek görevi bulunmamaktadır. 2828 sayılı Yasanın, kurumun görevlerine ilişkin 9. maddesinde ve diğer hükümlerinde kuruma böyle bir görev verilmemiştir. 15.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 3095 sayılı Çocuk Koruma Kanununda da buna ilişkin bir hüküm yoktur. Sözü edilen bu kanunda, kurumun, çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı isteyebileceği belirtilmiş (3095 s. ÇKK. M.7), koruyucu ve destekleyici tedbirler kapsamında “küçüklerin evlat edinilmesinde aracılık faaliyetini yürütmek” gösterilmemiştir. Türk Medeni Kanununun 320. maddesinde “küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetlerinin, ancak Bakanlar Kurulunca yetki verilen kurum ve kuruluşlarca yapılacağı, aracılık faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin hususların tüzükle düzenleneceği” hükme bağlanmış ise de, bu hükme dayanılarak hazırlanmış herhangi bir tüzük bu güne değin yürürlüğe konulmadığı gibi, kuruma, bu konuda Bakanlar Kurulunca bir yetki de verilmemiştir. Hiç kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz. (Anayasa m.6/son) O halde, davacı kurumun, görevli olmadığı bir konuda, evlat edinmede küçüğün ana ve babasının rızasının aranmamasına ilişkin karar istemesi yasal dayanaktan yoksundur. Türk Medeni Kanununun 312. maddesinde yer alan “..evlat edinmede aracılık yapan kurumun istemi..” ifadesi, kuruma böyle bir görev ve yetki verildiği takdirde hüküm ifade eder. Kuruma, böyle bir yetki verilmedikçe, yasanın 312. maddesine dayanarak kurum, rızanın aranmaması kararı isteyemez. Öyleyse, davacı kurumun talebinin yukarda açıklanan sebeple reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hüküm bu sebeple bozulmalıdır. Değerli çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum.