MAHKEMESİ :Eskişehir 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :14.07.2009
NUMARASI :Esas no:2009/486 Karar no:2009/643
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm nafakalar yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Taraflar, 14.07.2009 tarihli celsede, davacının tedbir ve yoksulluk nafakası ödemesi konusunda da anlaşmışlar ancak miktar belirlememişlerdir. Hakimin bu konuda taraflara uygun bulduğu nafaka miktarını belirtmesi, taraflarca kabulü halinde bu miktara hükmetmesi (TMK.md.166/3) gerekirken, bu yön nazara alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan gerekçeyle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.25.10.2010 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Tarafların anlaşmalı boşanma davasında tedbir ve yoksulluk nafakası miktarında anlaşamadıkları konusunda değerli çoğunluk ile aramızda görüş birliği vardır.
Davalının temyiz istemi bünyesinde anlaşmalı boşanmanın kesinleşmediğini de kendiliğinden içerir. Aksi halde davacı koca bozma kararı sırasında hükmün boşanma bölümü kesinleştiği için kalan bölüm için süren davadan feragat etmesi durumunda davalı kadının yoksulluk nafakası alması mümkün değildir.
Değerli çoğunluğun anlaşmalı boşanma hükmünün kesinleştiği düşüncesine bu sebeple katılma olanağım yoktur.
KARŞI OY YAZISI
Davada; tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3.maddesi gereğince anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiği görülmektedir. Oysa anlaşmalı boşanma için tarafların boşanma yanında, boşanmanın mali sonuçları ile varsa çocukların velayeti konusunda da; yani boşanmanın eki niteliğindeki konular üzerinde de anlaşmaları; bu konudaki yaptıkları düzenlemenin hakim tarafından uygun bulunması gereklidir. Yoksulluk nafakası, boşanmanın mali sonuçlarından biridir. Tarafların kocanın karısına yoksulluk nafakası ödemesi konusunda anlaştıkları ancak miktarında anlaşamadıkları görülmektedir. Bu durumda hakimin taraflara yoksulluk nafakasının miktarında da anlaşmaları gerektiğini bildirmesi; anlaşamadıkları takdirde davaya Türk Medeni Kanununun 166/1-2.maddeleri gereğince çekişmeli boşanma davası olarak devam etmesi ve delillerini bildirmesi için süre verip, sonucuna göre karar vermesi gerekirdi. Ancak mahkemenin hatalı anlaşmalı boşanma kararı taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiş; hüküm davalı tarafından sadece yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmiştir. Bu durumda ne yapılmalıdır? Kanımca bu durumda sanki henüz boşanma kararı yokmuş gibi taraflardan yeni baştan kusuru da içerecek şekilde delillerini bildirmelerinin istenmesi, bildirildiğinde toplanması, sonuca göre bozmaya konu hususla ilgili karar verilmesi gerekir. Davaya konu olayda taraflar arasında yoksulluk nafakası ödenmesi konusunda çekişme olmadığı, sadece miktarı konusunda çekişme olduğundan miktar yönünden inceleme yapılmalıdır. Çoğunluğun bozma düşüncesine katılmakla beraber; bozma sonrasında yapılacak işlem hakkında farklı düşünüyor, gerekçeyi eksik buluyorum.