MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün kusur ve tazminatlar yönünden temyizen18.10.2011 günü duruşmalı temyiz eden davacı ... geldi. Karşı taraf davalı ... ile vekili gelmedi.Huzurda bulunan davacı söz aldı: "Eşim ... 14.09.2011 tarihinde vefat etti" dedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı kadının kararın boşanmaya ilişkin bölümünün kesinleşmesinden sonra öldüğünün anlaşılmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna ve 73.90 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 18.10.2011 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
1- Mahkemece; davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması sebebiyle boşanmalarına, boşanmakla davalının beklenen menfaatleri ortadan kalktığından davalı yararına 15.000 TL. maddi tazminat ve davalının kişilik hakları ihlal edildiğinden 5.000 YTL. manevi tazminat takdiri ile davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davalının tedbir ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine karar verilmiş; kararı davacı temyiz etmiştir.
Temyiz dilekçesinde, kararın maddi ve manevi tazminat yönünden bozulması talep edilmektedir.
Lehine maddi ve manevi tazminat takdir edilmiş olan davalının, karardan sonra 14.9.2011 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.. Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesinde düzenlenen maddi tazminat hakkı, hak sahibinin ölümünden önce tahakkuk etmiş ve muacceliyet kazanmış olmadıkça, onun ölümüyle sona erer, mirasçılarına intikal etmez. Çünkü, bu maddede hükme bağlanmış olan maddi tazminat, tazminat talep edenin malvarlığındaki bir eksilmenin karşılığı değil, boşanma yüzünden yitirilen mevcut veya beklenen çıkarlar karşılığıdır. Ve hak sahibinin şahsına bağlıdır, onun ölümüyle bu hak sona erer. Hükmün boşanmaya ilişkin bölümünün temyizin şümulü dışında bırakılarak usulen kesinleşmiş olması, maddi tazminatın bu niteliğine etkili değildir. Çünkü, boşanmanın kesinleştiği tarihte ortada, kesinleşmiş ve muacceliyet kazanmış miktarı belirli bir tazminat bulunmamaktadır. O nedenle, davalının ölümüyle bu hak sona erdiğinden maddi tazminatın kaldırılması gerekir. Maddi tazminata ilişkin hükmün bu sebeple bozulması gerektiği düşüncesindeyim.
2-Türk Medeni Kanununun 25. maddesinin (4.) fıkrasına göre “ Mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça, manevi tazminat istemi mirasçılara geçmez..” Buna göre, mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş ise, manevi tazminat isteği, ölümüyle mirasçılarına geçecektir. Yasanın 25/4. maddesinde yer alan hükmün, boşanmadaki manevi tazminat isteklerinde de uygulanmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. Öyleyse, manevi tazminat talebinde bulunan davalı, bu talep kesin sonuca bağlanmadan öldüğüne göre, mirasçılarının davaya dahil edilerek manevi tazminat talebinin sonuca bağlanması gerekir. Bu yapılmadan ölen davalı lehine manevi tazminat takdir edilmesi doğru değildir.
Yerel mahkeme kararının açıklanan bu sebeplerle bozulması gerektiği düşüncesiyle değerli çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.