MAHKEMESİ :Bergama 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :1.6.2010
NUMARASI :Esas no:2010/66 Karar no:2010/352
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının Türk Medeni Kanunun 174. maddesi gereğince talep ettiği tazminatların reddine dair hükmün temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı kendisine ait olduğunu iddia ettiği 18.000 TL. değerinde altın, 1.700 TL. para ve 300.00 TL. değerindeki cep telefonunun davalı tarafından alındığını belirtmiş, haksız fiil nedeniyle talebi doğrultusunda aynen iade veya bedelin tahsilini istemiştir. İstem Türk Medeni Kanununun 2. kitabından kaynaklanmamakta olup, haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Görev kamu düzenine ilişkindir. Yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönüne alınır. Görev genel mahkemeye aittir. Mahkemece görevsizlik kararı verileceği yerde işin esasının incelenmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin ise yukarıda 1.bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 26.01.2012 (prş)
KARŞI OY YAZISI
Davacı kendisine ait olup, davalı tarafından alındığını ileri sürdüğü 18.000 TL değerinde altın, 1.700 TL para ve 300.00 TL değerindeki cep telefonunun aynen iadesini olmadığı takdirde bedelinin tahsiline ilişkin talebin haksız fiilden kaynaklandığı konusunda değerli çoğunlukla aynı fikirdeyim. Değerli çoğunluk haksız fiilden kaynaklanan davaya bakan asliye hukuk mahkemesinin karar başlığında davaya “aile mahkemesi sıfatıyla” bakıldığının yazılmasını, davanın görevli mahkemede bakılmadığı şeklinde değerlendirmiş ve sair yönler incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar vermiştir.
Davaya TMK’nun 174. maddesi gereğince talep edilen tazminatlarla birlikte Bergama 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmış, ancak karar başlığında davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakıldığı yazılmıştır. Talebin haksız fiilden kaynaklandığının kabul edilmesi sebebiyle davanın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması doğrudur. Mahkemece haksız fiilden kaynaklanan talepleri da kapsayacak biçimde davanın tümüne “aile mahkemesi sıfatıyla” bakıldığının karar başlığında yazılmış olması, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmadığını göstermez
Karar görev yönünden bozulsa bile davanın görevli başka bir mahkemeye gönderilmesine karar verilemeyecek, dava aynı mahkemede görülüp sonuçlandırılacak, sadece verilecek kararın başlığında davaya “aile mahkemesi sıfatıyla” bakıldığı yazılmayacaktır. Hükümdeki bu eksiklik mahallinde düzeltilebilecek bir usul hatası olup, yeniden yargılama yapılmasını da gerektirecek nitelikte değildir.
Öte yandan 07.11.1982 Tarihli ve 2709 Numaralı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu”, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde “Herkesin, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde sonuçlandırılmasını isteyebileceği,” 6100 sayılı HMK. 30. Maddesinde “Hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu” hüküm altına alınmıştır. Yukarıda belirtilen kurallar ilk derecede mahkemeleri olduğu gibi Yargıtayıda bağlayıcı niteliktedir.
Bozma ilamı eldeki dava için gereksiz gider yapılmasına ve davanın makul sürede sonuçlandırılmasına engel olacak niteliktedir.
Bu sebeplerle davanın görevli mahkemede görülüp sonuçlandırıldığının kabulü ile temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği düşüncesiyle değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy