MAHKEMESİ :Ankara 3. Aile Mahkemesi
TARİHİ :27.05.2010
NUMARASI :Esas no: 2008/1245 Karar no:2010/692
Taraflar arasındaki boşanma davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından, kocanın davası, kusur tespiti, tazminat taleplerinin reddi, nafakalar ve faiz yönlerinden, davacı-davalı koca tarafından ise kadının davası, kusur tespiti, velayetler ve nafakalar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 06.02.2012 günü duruşmalı temyiz eden davalı-davacı N. K.. vekili Av. M. S.. ve karşı taraf temyiz eden davacı-davalı vekili Av. N. K.. geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı kocanın tüm, davalı-davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Toplanan delillerle; davacı-davalı kocanın, kadının kardeşi tarafından darp edilmesi olayından sonra, tarafların birlikte tatile gittikleri, kocanın kadını bir çok kez yeni eve davet ettiği, böylelikle davacı-davalı kocanın, kadından kaynaklanan kusurları affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığı anlaşılmaktadır. Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylara dayanılarak boşanma kararı verilemez. Eşine hakaret eden davacı-davalı koca tamamen kusurludur. Davalı-davacı kadına atfı kabil bir kusurun varlığı ise kanıtlanamamıştır.
Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davacı-davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2)
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalı-davacıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle kocanın boşanma davasının reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
3-Yukarıda 2.bentte açıklandığı üzere davacı-davalı koca boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurludur. Bu yön nazara alınmadan tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu kusur tespitine bağlı olarak davalı-davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
4-Davalı-davacı kadının nafakalara faiz talebi bulunmaktadır. Tedbir nafakalarına karar tarihinden itibaren, yoksulluk nafakası ise boşanma hükmünün kesinleşmesi tarihinden itibaren ödenebilir (muaccel) hale geleceğinden, bu nafakaya da boşanma hükmünün kesinleşmesi tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, nafaka istemlerine yönelik faiz talebinin reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2, 3 ve 4.bentlerde gösterilen sebeplerle kocanın boşanma davasının kabulü, kusur tespiti, bu kusur tespitine bağlı olarak kadının tazminat taleplerinin reddi ve nafakalara yönelik faiz isteminin reddi yönlerinden BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1.bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden Kürşat'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 73.90 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, duruşma için taktir olunan 900 TL. vekalet ücretinin Kürşat'dan alınıp Nefise'ye verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran Nefise'ye geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 06.02.2012 (Pzt.)