MAHKEMESİ :Bakırköy 4. Aile Mahkemesi
TARİHİ :20.11.2009
NUMARASI :Esas no:2009/20 Karar no:2009/837
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan 12.04.2011 günü temyiz eden davacı O. K.vekili Av. Ü.Ç.geldi. Karşı taraf davalı A. E. ile vekili gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Taraflar 28.6.2005 tarihinde kesinleşen kararla anlaşmalı olarak (TMK.md.166/3) boşanmışlardır. Davacı eski eşi olan davalının boşanmanın kesinleşmesinden önce başka erkekle ilişkiye girdiğini ve bu ilişki sonucu 11.5.2004 doğumlu Yiğit adında bir çocuğunun olduğunu bu durumu boşanma aşamasında gizlediğini; olayı kendisinin 17.3.2006 tarihinde açtığı "soybağının reddi" davasıyla öğrendiğini ve soybağının reddine karar verilip, kararın 9.10.2008 tarihinde kesinleştiğini bildirmiştir. Davacı davalının gizlediği bu eyleminin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek, manevi tazminat isteğinde bulunmuştur. Dava, önce asliye hukuk mahkemesine açılmış; bu mahkemece görevsizlik kararı verilmesi üzerine aile mahkemesince bakılmış; temyize konu ret kararı verilmiştir. Davada öncelikle, davacının talebinin boşanmanın eki niteliğinde olan Türk Medeni Kanununun 174/2. madde kapsamında kalan manevi tazminat isteğine ilişkin olup olmadığı; böyleyse anlaşmalı boşanma sonucu istem hakkının düşüp düşmediğinin belirlenmesi gerekir. Dosya kapsamıyla davacının boşanmanın kesinleşmesinden önce bu durumu bildiği iddia ve ispat olunmuş değildir. Kuşkusuz, bilme durumu iddia ve ispat olunsaydı bu isteğin Türk Medeni Kanununun 174/2. madde kapsamında olduğu kabul edilebileceği gibi, bu kapsamda kabul edilmese bile davacının tazminat isteği aradan geçen zaman dikkate alındığında Türk Medeni Kanununun 2. maddesi uyarınca "hakkın kötüye kullanılması" olarak değerlendirilecektir. Bu durumda; davalının gizlediği eylemi Borçlar Kanununun 41. maddesi gereğince haksız eylem niteliğindedir. Aralarındaki evlilik bağı kalkmış olsa bile, evliliğin hukuksal olarak sürdüğü aşamada davalının gizlediği, ancak sonradan öğrenilen davranışıyla davacının kişilik haklarının saldırıya uğramış olduğunun; istemin bu niteliğiyle boşanmaya neden olan olaylar nedeniyle değil, Borçlar Kanunu 49. maddede yaptırıma bağlanan haksız eyleme dayalı olduğunun kabulü gerekir. Davacının istemi açıklandığı gibi Borçlar Kanununun 41. ve 49. maddeye dayalı olduğu ve miktarına göre, genel görevli mahkeme olarak davaya asliye hukuk mahkemesince bakılması gerekir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup; yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir. O halde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken; işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 825.00 TL. vekalet ücretinin A. alınıp O. verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12.04.2011(Salı)
Full & Egal Universal Law Academy