MAHKEMESİ :Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :16.9.2009
NUMARASI :Esas no:2006/465 Karar no:2009/309
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, mirasbırakan, taşınmazını kendisinden önce ölümü halinde mülküne rücu etmesi koşuluyla (BK. m.242/1) davalıların murisine bağışladığına göre, alt soya bu koşulla yapılan kazandırmada, “miras payına mahsuben bir teberrudan ” söz edilemeyeceği gibi, davacı başka delillerle de temlikin miras payına karşılık yapılmış olduğunu ispat edemediğinden; yapılan temlikin mirasta iadeye (TKM. m.603) tabi tutulmamış olması, bu sebeple doğru olmakla, davacının “kazandırmanın iadeye tabi tutulması” yönündeki temyiz itirazları açıklanan sebeple yerinde görülmemiştir.
2- Davacının tenkise ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, kademeli olarak tenkis isteğinde de bulunmuştur. Tenkis davasının çözümünde uygulanacak kurallar, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. Çünkü miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Mirasçılık ve mirasın geçişi, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. (4722 s. Yürürlük K. m.17) Davanın, zamanaşımına mı, yoksa hak düşürücü süreye mi tabi olduğu yine bu tarihe göre saptanır. Davanın açıldığı tarihin, uygulanacak kurallar bakımından önemi yoktur. Mirasbırakan 1969 yılında vefat ettiğine göre, ölümü tarihinde yürürlükte olan kurallara göre, tenkis davası hak düşürücü süreye değil, zamanaşımına tabidir. (TKM. m.513/1) Mürüruzaman, dermeyan edilmediği surette hakim bunu kendiliğinden nazara alamaz. (BK. m.140) Bu itibarla tenkis isteğinin “hak düşürücü süreden” reddi doğru değildir. Davalılardan ..., ..., ... ve ... adlarına vekilleri, süresi içinde zamanaşımı def'ini ileri sürmüşler, diğer davalı ..., kendisine asaleten çocuğu ... velayeten bu yönde bir def'i dermeyan etmemiştir. Öyleyse, süresi içinde zamanaşımı def'i dermeyan eden davalılar yönünden öncelikle bu def'in incelenmesi, bu def'i kabul edilmediği takdirde işin esasının incelenmesi, böyle bir def'i dermeyan etmeyenler yönünden ise tenkis isteğinin esasının incelenmesi, hasıl olacak sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus üzerinde durulmadan davanın hak düşürücü süreden reddedilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Temyiz olunan hükmün yukarıda (2.) bette gösterilen sebeple BOZULMASINA, bu bentte gösterilen bozma sebebine göre, tenkise ilişkin diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, davacının bozma kapsamı dışında kalan ve bozma sebebine göre incelenmeyen yönler haricindeki temyiz itirazlarının ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple REDDİNE, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 28.03.2011 (Pzt.)
Full & Egal Universal Law Academy