MAHKEMESİ :Büyükçekmece 3.Asliye Hukuk (Aile ) Mahkemesi
TARİHİ :17.11.2009
NUMARASI :Esas no:2007/320 Karar no:2009/1341
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm her iki dava yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı kadın, 06.04.2007 tarihinde boşanma davası açmış; davalı koca ise, 11.11.2008 tarihinde açtığı birleşen dava ile , Basel Bölge Mahkemesinin 21.05.2008 tarihli boşanma kararının tenfizini istemiştir. Buna göre, asıl dava boşanmaya, birleşen dava ise yabancı mahkemece verilen boşanma kararının tenfizine ilişkindir.
Mahkemece, koca tarafından açılan tenfize ilişkin birleşen davanın kabulüne, kadın tarafından açılan davada ise boşanma talebi konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına ve kadın lehine tedbir, yoksulluk nafakası ile maddi tazminat ödenmesine karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Hüküm tarihinden önce 12.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 58. maddesinde yer alan hükme göre; yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının tespitine bağlıdır. Tanımada aynı Yasanın 54. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz. Yasanın 59. Maddesinde ise tanıma halinde yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceğini hükme bağlanmıştır. Şu halde tarafların boşanmalarına ilişkin yabancı mahkeme kararının tenfizi halinde, taraflar yabancı ilamın kesinleştiği andan itibaren boşanmış hale geleceklerdir. (2.H.D’nin 18.09.2008 tarihli 2008/11211-12168 sayılı kararı) Bu hukuki durum karşısında iki davanın birlikte görülmesi ve sonuca bağlanması mümkün değildir. Öyleyse tenfize ilişkin birleşen davanın, boşanma davasından tefrik edilmesi, boşanma davasında tenfize ilişkin davanın bekletici sorun yapılması ve tenfiz davasının neticesine göre boşanma davasının sonuca bağlanmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Öte yandan 5718 sayılı Kanun, “ Türklerin kişi hallerine ilişkin yabancı ilamda, Türk Kanunlar İhtilafı Kuralları gereğince yetkili kılınan hukukun uygulanmamış olmasını” itiraz sebebi olmaktan çıkartmıştır.( 5718 s.K.m.54,55) O nedenle, kendisine karşı tenfiz talep edilenin bu yöne ilişkin itirazı tenfize bakan mahkemece dikkate alınmayacaktır. Bunun sonucu olarak, İsviçre kanunlarına göre verilen boşanma kararının” Türk hukukuna uygun bulunup bulunmadığının tespitinin de tenfize karar verilmesi açısından sonuca etkisi olmayacaktır. Yabancı ilamın kesinleştiğine ilişkin belge de mevcuttur. O halde davalı tarafından açılan tenfize ilişkin davanın tefrik edilmesi, bu davanın hükümden önce yürürlüğe giren 5718 sayılı Kanun hükümlerine göre incelenerek sonuca bağlanması, boşanma davası bakımından da tenfiz davasının bekletici sorun yapılması gerekir. Açıklanan hususlar gözetilmeden iki davanın birlikte görülüp sonuca bağlanması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre de tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.
03.05.2011 (Salı.)
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.