MAHKEMESİ :Şanlıurfa Aile Mahkemesi
TARİHİ :16.02.2010
NUMARASI :Esas no:2008/771 Karar no:2010/195
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kusur, manevi tazminat, nafaka ve ziynet eşyaları yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, bu suretle evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda tam kusurlu olduğu, ancak belirtilen kusurlu davranışının davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı anlaşılmış bulunmasına göre aşağıdaki benttlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı, nafakalar için dava dilekçesinde faiz uygulanmasını istediği halde; bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
3-Davacının ziynet alacağı istemine, davalı koca cevabında ziynetlerin bozdurulup; davacı kadın lehine kurulun şirkete ortak olarak harcandığını ileri sürmüştür. Davalının bu beyanı ile davacıda olan ispat yükü yer değiştirerek davalıya geçmiştir. Davalı ziynetlerin davacı lehine harcandığını diğer delillerle kanıtlayamamış; ancak delil listesinde açıkça "yemin" deliline de dayanmıştır. Bu nedenle, davalı kocaya yemin teklif hakkı olduğu hatırlatılarak; yemin teklif ettiği takdirde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 337 ve devamı maddeleri uyarınca işlem yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; bu işlem yapılmadan yazılı şekilde istemin reddine karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2 ve 3.bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin yukarıda 1.bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 09.05.2011 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
1-Taraflar, 22.7.2005 tarihinde evlenmişler, dava 20.10.2008 tarihinde açılmıştır. Evlilik süresince cinsel ilişkinin kurulamadığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Davalı, davacının “vaginismus” olduğunu, bu sebeple ilişkinin gerçekleşemediğini iddia etmiş ise de, buna ilişkin bir delil ortaya koyamamış, bu yönde tıbbi araştırma yapılmasına ilişkin bir istekte bulunmamış, cinsel ilişkiden davacının kaçındığını da kanıtlayamamıştır..Bu durumda, cinsel birleşmeyi gerçekleştirmediğinden dolayı da davalı kusurlu kabul edilmelidir. Cinsel ilişkinin aradan geçen süre zarfında kurulamamış olmasının, davacıyı ruhsal çöküntüye sürükleyeceği tartışmasızdır. Öyleyse Türk Medeni Kanunun 174/2. maddesi gereğince davacı lehine uygun miktarda manevi tazminat takdiri gerekirken, bu isteğin reddi doğru değildir.
2- Davalı cevap dilekçesinde, davacıya ait dava dilekçesinde gösterilen altınların, davacı adına kurulan limited şirketinin kuruluşunda taraflarca ortaklaşa harcandığını ileri sürmüştür. Dosyadaki Mersin 6. Noterliğince düzenlenen 23.2.2006 tarihli 5769 yev. numaralı belgeden “K.. G.. Danışmanlık, ..Turizm San. ve Tic. Ltd. Şirketi” adıyla bir şirket kurulduğu ve aynı belge ile bu şirketi münferiden temsil yetkisinin davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, altınlarını kurulan şirkete sermaye olarak koymuş ve koyduğu sermayeye göre şirkette pay sahibi olmuş ise, şirket dağılmadıkça (fesholunmadıkça), koyduğu sermayeyi geri alamayacaktır. Altınlar şirkete sermaye olarak konulmamış veya davacı şirkette pay sahibi değilse, koca bu altınların şirket kuruluşunda bozdurulup harcandığını kabul ettiğine göre, bunları davacıya geri vermekle yükümlü olacaktır. Öyleyse, uyuşmazlığın aydınlatılması için maddi hadiseyle ilgili davacıdan açıklama istenmesi (HUMK. m.75/2) , burada yapılacak açıklamaya göre, sözü edilen şirketin ortakları ve payları, şirketin tüzel kişiliğinin halen devam edip etmediğiyle ilgili Ticaret Sicili Müdürlüğünden bilgi istenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken, ziynetlerle ilgili eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru değildir.
Değerli çoğunluğun, ilamın birinci bendindeki onama görüşüne, yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple manevi tazminat yönünden, ilamın ikinci bendindeki bozma sebebine de “gerekçesi” yönünden katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy