ESAS NO: KARAR NO:
MAHKEMESİ :Gölpazarı Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :30.10.2008
NUMARASI :Esas no: 2007/54 Karar no: 2008/87
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm boşanma davası ve ziynetler yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Toplanan delillerden, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda birlik görevlerini yerine getirmeyen davalı-davacının tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Kadının kusurlu bir davranışı kanıtlanamamıştır.
Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2)
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davalı-davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davacı-davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle boşanma davasının reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
2-Davacı-davalı kadının usulüne uygun açılmış ziynetlere yönelik bir davası bulunmadığı halde, kesin hüküm oluşturacak şekilde ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, yukarıda 1.bentte gösterilen bozma nedenine göre temyize konu diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.01.06.2010 (Salı KARŞI OY YAZISI Davacı-davalı (kadın), Gölpazarı Sulh Hukuk Mahkemesinin 03.06.1987 tarihli kararıyla kısıtlanmış ve babasının vesayeti altına alınmıştır. Vasinin ölümü üzerine vesayet makamının 06.04.2006 tarihli kararıyla kardeşi vasi atanmıştır.
Vasi, vesayet makamından izin almadan dava açmış ve izinsiz olarak davaya devam etmiş, hükmü de yine izinsiz olarak temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 462.maddesinin 8. bendi gereğince "dava açma" için vesayet makamının izni gereklidir. Bu hüküm, vesayet altındaki kişinin menfaatlerini korumak amacıyla getirilmiş olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan res'en gözetilmesi gerekir. Bu yolda bir işlem yapılmaksızın davaya devam edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bu eksiklik ikmal edilmedikçe işin esası incelenemez.
Açıklanan sebeple değerli çoğunluğun aksin yöndeki görüşüne iştirak etmiyorum.
Full & Egal Universal Law Academy