MAHKEMESİ :Nizip Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :25.2.2010
NUMARASI :Esas no:2008/366 Karar no:2010/94
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle toplanan delillerden evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit derecede kusurlu bulunduklarının anlaşılmasına göre davalı kadının aşağıdaki bendin kapasmı dışındaki temyiz itirazları yersizdir.
2-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK.m.175) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadın daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davalı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışındaki temyize konu diğer yönlerin ise yukarıda 1. bentte açıklanan sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 02.06.2011 (pr
KARŞI OY YAZISI
Toplanan delillerden; davacı kocanın güven sarsıcı davranışlar sergilemesi, eşine ve eşinin ailesine hakaret etmesi, eşini boşanmaya zorlamak için korkutma içeren sözler söylemesi, ortak konutun kilidini değiştirmesi ve eşini birlikte yaşamaktan kaçınma için eşinin babaevine bırakmasını karşılık; davalı kadının da, kocasına ağır sözlerle hakaret ettiği ve birlik görevlerini (TMK.m.185, 186) gereğince yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, oluşan geçimsizlikte her iki eşin kusurlu davranışları etkense de; kocanın daha ağır kusurlu olduğu kabul edilmelidir. Gelişen olaylar, taraflar için evliliğin korunmasındaki hukuki yararı ortadan kaldırmıştır. Davalı kadının boşanma isteğine karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesindeki boşanma koşulları oluşmuştur. Bu yüzden, davalının sadece yoksulluk nafakası isteği için değil; koşulları oluştuğundan manevi tazminat (TMK.m.174/2) isteği yönünden de hüküm bozulmalıdır. Değerli çoğunluğun, eşit kusur kabulü veya buna bağlı olarak manevi tazminat verilmesi gerekmediğine ilişkin düşüncesine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy