MAHKEMESİ :Almus Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :10.05.2011
NUMARASI :Esas no:2011/4 Karar no:2011/99
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar, velayet, yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 28.09.2012 günü duruşma için tayin olunan bugün tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmedi. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemenin kabulünde de bulunduğu gibi eşine şiddet uygulayan ve birlik görevlerini yerine getirmeyen davacı koca evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda tam kusurludur. Davalı kadının boşanmaya sebep olacak bir kusuru da kanıtlanamamıştır. Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2)
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2-Davacının temyiz itirazlarına yönelik incelemeye gelince;
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kocanın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b)Davalı kadının 01.03.2011 tarihli duruşmada kendisi için nafaka isteği bulunmadığına dair beyanı; dava tarihinden beyan tarihine kadar olan süre yönünden kadının tedbir nafakası ile boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren geçerli olacak yoksulluk nafakası yönünden feragat niteliğinde bulunması, davalı kadının sonraki tarihli beyanları ile feragatten rücu etmesinin mümkün bulunmaması dikkate alınarak 01.03.2011 tarihinden sonrası için tedbir nafakasına hükmedilmesi, yoksulluk nafakası talebinin ise reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
c)Davacı kocanın boşanma davası kabul edilerek hüküm kurulmuş olduğuna göre yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden davacı koca lehine hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçeyle davalı kadın yararına vekalet ücretine hükmedilmesi ve davacı kocanın yargılama giderlerinin üzerinde bırakılması da doğru olmamıştır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b ve c. bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 28.09.2012 (Cuma)
Full & Egal Universal Law Academy