MAHKEMESİ :Ankara l. Aile Mahkemesi
TARİHİ :2.5.2011
NUMARASI :Esas no:2010/743 Karar no:2011/584
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından tazminat ve nafaka miktarları, kişisel ilişki, ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı koca tarafından ise kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve davacı kadın tarafından soyadının kullanılması yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 12.10.2012 günü duruşmalı temyiz eden davacı İ..Ç..S..ile vekili Av. N..A.. K.. geldiler. Karşı taraf temyiz eden davalı ile vekili gelmediler. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Davacının, boşanmadan sonra, kocasının soyadını taşımaya izin verilmesi talebi (TMK. md. 173/2) boşanmanın eki niteliğinde olmayıp bağımsız bir taleptir. Davacı kadının boşanma davasını açarken yatırdığı başvuru harcı, bu talebini de kapsar. O halde; davacıya, kocasının soyadını taşımaya izin verilmesi talebine ilişkin olarak alınması gerekli maktu peşin harcı yatırması için süre verilmesi ve yatırması halinde bu talep hakkında Türk Medeni Kanununun 173/2. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek, buna göre bir karar verilmesi gerekirken; açıklanan hususların gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine paranın alım gücüne , ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran davacı kadın yararına hükmolunan maddi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50. ve devamı maddeleri hükmü nazara alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK.md.174/1) takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
4-Davacı kadının, maddi ve manevi tazminat taleplerine (TMK. md. 174/1-2) faiz uygulanmasına dair istemi bulunduğu halde; bu istek hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de doğru görülmemiştir.
5-Davacı kadın Türk, davalı koca ise ABD vatandaşıdır. Velayet hakkı, kendisine verilmeyen eş ile çocuk arasında kişisel ilişkinin sağlanmasında tarafların vatandaşlık bağı ile bağlı oldukları ülkelerin milli, dini ve resmi tatil günlerinin ve çocuğun eğitim durumunun birlikte gözönüne alınarak ilişkinin düzenlenmesi gerekir. İlişkinin imkansız veya güçlük yaratacak nitelikte olmamasına özen gösterilmelidir. Bu bakımdan, mahkemece, hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde (HMK. md. 31), taraflardan bu konuda açıklama ve bilgi alınmasından sonra, taraflar ile küçüğün yararına olacak ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde kişisel ilişkinin düzenlenmesi gerekir. Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde kişisel ilişki tesisi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2, 3, 4 ve 5. bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, davacı vekili duruşmaya geldiğinden yararına takdir olunan 900 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12.10.2012 (Cuma)
Full & Egal Universal Law Academy