MAHKEMESİ :Bozyazı Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :14.12.2010
NUMARASI :Esas no:2009/113 Karar no:2010/230
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, davacı koca adına kayıtlı bulunan konuta, davalı eşin talebi üzerine konulmuş olan aile konutu şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Toplanan delillerden davacı ile davalının 2004 yılında evlendikleri, dava konusu konuta müşterek eşyalarını yerleştirip bir müddet burada birlikte oturdukları, çalışma amacıyla yurt dışında yaşamaya devam ettikleri, Türkiye'ye geldiklerinde dava konusu evde kalıp yaşamsal faaliyetlerinin merkezi haline getirdikleri, Türkiye'de başka konutlarının olmadığı ve böylece taraflarca bu taşınmazın Türkiye'de aile konutu olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında dava konusu taşınmazın tarafların aile konutu olduğunun kabulünde zorunluluk vardır. Davacı kocanın, adına kayıtlı taşınmazın tapu kütüğünde yer alan “aile konutu” şerhinin kaldırılmasına ilişkin isteminin açıklanan bu nedenlerle reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA,temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 07.05.2012(Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Aile konutu aile yaşamının “yoğunlaştığı” alandır. Keyfe keder gelinen ya da gelinmeyen bir yazlık konuta “aile konutu” denilemez. Tarafların uzun yıllardır İsviçre'de oturduğu çekişmesizdir. Yılın herhangi bir ayında bu yazlık konuta çıkarılan tebligatın herhangi bir davada geçerli bir tebligat kabul edilmesi mümkün değildir. Çünkü burada sürekli ve düzenli oturulmamaktadır. Tesadüfe bağlı kalınan yer için aile yaşamının yoğunlaştığı yer diyebilmek mümkün değildir.
Farklı düşünüyorum.
Full & Egal Universal Law Academy