MAHKEMESİ :İzmir 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :15.03.2011
NUMARASI :Esas no:2009/322 Karar no:2011/229
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece davalı tam kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Evlilik birliğinin devamı boyunca eşlerin birbirine sadakat yükümlülüğü devam eder (TMK m. 185/3). Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden özellikle davalı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 22.03.2010, 27.07.2010 tarihli haciz tutanaklarının kapsamı ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/28829 soruşturma nolu iddianamesi ile davacının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında eşine şiddet uygulayan davalı ile sadakat yükümlülüğünü ihlal eden davacının eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Davalının da eşit kusurlu olduğu gerçekleştiğine göre tarafların boşanmalarına karar verilmiş olması, bu sebeple sonucu itibariyle doğru bulunmuş, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının açıklanan sebeple reddi gerekmiş aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
2-Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle boşanmada tarafların eşit kusurlu olduğu gerçekleştiğine göre; eşit kusurlu eş yararına maddi-manevi tazminata hükmedilemez. Davacının maddi-manevi tazminat isteminin reddi gerekirken, kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte açıklanan sebeple maddi-manevi tazminat yönünden BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple boşanma kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.17.05.2012 (Prş.)
KARŞI OY YAZISI
Boşanma davasından sonra gerçekleşen ve boşanma sebebi oluşturan olaylar ancak yeni bir boşanma davasının konusu olabilir. Aksi düşünce sonsuz sayıda delil ibrazı anlamına gelir ki Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Medeni Kanununun hükümlerinde böyle bir usul kuralı bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunun m. 185 hükmünün ise bir "usul kuralı" olmayıp "maddi kural" olduğu izahtan varestedir. Maddi hukuka ilişkin bir normun "usul kuralına" içtihaden dönüştürülmesi ise anayasal yetki kullanımı ile bağdaşmayacak bilimsel bir gerçekliktir.
Farklı düşünüyorum.
Full & Egal Universal Law Academy