MAHKEMESİ :Bursa 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :13.05.2011
NUMARASI :Esas no: 2010/862 Karar no:2011/569
Taraflar arasındaki boşanma davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı (kadın) tarafından, kocanın boşanma davası, kusur belirlemesi, koca yararına hükmedilen manevi tazminat ile kendi tazminat istekleri ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece “dava ve birleşen boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına” karar verilmiş, bu sonuca ulaşılmasında güven sarsıcı davranışlarda bulunan kadın ağır kusurlu bulunmuştur. Davalı-davacı kadının Türk Medeni Kanununun 185/3. maddesindeki sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği sabit ise de, davacı-davalı kocanın da, eşine fiziki şiddet uyguladığı ve hürriyetini tehdit ettiği ve evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmediği toplanan delillerle gerçekleşmiştir. Gerçekleşen bu olaylara göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların ikisi de kusurlu olup, birini diğerinden baskın ya da ağır kusurlu kabul etmek mümkün değildir. Bu bakımdan kadının ağır kusurlu kabul edilmesi doğru değil ise de, kadın, kocayla aynı oranda kusurlu olduğuna göre, kocanın boşanma davasının kabulü bu sebeple sonucu itibarıyla doğru görülmüş, kadının bu yöne ilişkin temyiz itirazları açıklanan sebeple yerinde görülmemiş, düzenli ve sürekli gelirinin bulunduğu dikkate alınarak yoksulluk nafakası isteğinin reddi de bu sebeple doğru bulunmuş, aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, kişilik haklarına saldırının yanında , tazminat isteyen tarafın boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu olması zorunludur (TMK.md.174/2). Yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeplerle davacı-davalı koca, boşanmaya eşit kusurlu davranışlarıyla sebep olduğuna göre, lehine manevi tazminata hükmolunamaz. Bu yön gözetilmeden koca yararına manevi tazminata hükmolunması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple davalı-davacı kadın yararına BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.28.05.2012 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı tanığı Z. aile dostları olan Tuğba’nın kendine, çalıştığı iş yerinde bulunan T.’le ilişkisi olduğunu, birlikte otele gittiklerini anlattığını, hatta terzi olması nedeniyle elbise provası için geldiğinde sırtında ısırık izleri gördüğünü, T.’nın bu ısırık izlerini ilişki içinde olduğu T.’in yaptığını, T.'in kendini çok sevdiğini söylediğini, T.. bu konuda uyardığını, T.'nın da"Benim mutlu olmaya hakkım yok mu" dediği, davalı tanığı M. Ç.'in de T. ile T.'i araç içinde dudak dudağa öpüşürken gördüğünü beyan ettiği anlaşılmıştır. Toplanan delilerden, tanık beyanlarından ve tüm dosya kapsamından davalı kadının Türk Medeni Kanununun 185/3. maddesinde belirtilen sadakat yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal ettiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacının da davalıya basit fiziksel şiddet uyguladığı, hürriyetini tahdit ettiği ve birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmışsa da, davacının bu kusurlarının davalının süreklilik arz eden sadakatsizliği karşısında daha hafif kabul edilmesi gerektiği görüşündeyim. Bu nedenlerle yerel mahkeme kararının doğru olduğu düşüncesindeyim.
Yukarıda açıkladığım sebeplerden dolayı değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy