MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVACI-DAVALI :...
DAVALI-DAVACI :...
DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı koca tarafından; kadının davası, kusur belirlemesi, manevi tazminat talebinin reddi yönünden, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise kocanın davası, kusur belirlemesi, tazminat talebinin reddi ve velayet yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 20.11.2012 günü duruşmalı temyiz eden davalı-karşı davacı ... ve karşı taraf temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların yerinde bulunmayan temyiz isteklerinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 900 TL. vekalet ücretinin Fatma'dan alınıp Musa'ya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 90.00'ar TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.20.11.2012 (Salı.)
KARŞI OY YAZISI
Mahkeme, tarafları "eşit kusurlu" kabul etmiştir. Bu sonuca ulaşırken, kocanın üniversitede yardımcısı olan bir kadına özel ilgisini ve bu kadınla cep telefonu ile yaptığı görüşmelere ilişkin iletişim dökümlerini dikkate almamıştır. Mahkeme; "kadın karşı boşanma davasını açmadan önce, kocası hakkında bu yönde bir iddiada bulunmamış, boşanmak istemediği hususundaki beyanı dikkate alınarak kocanın karısını aldattığı hususundaki iddialar samimi bulunmamıştır" demektedir. Davalı, karşı boşanma davasını; diğerleri yanında "kocasının sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu" vakıasına da dayandırdığına göre, öncesinde böyle bir iddiayı ileri sürmemiş olması aleyhine değerlendirilemez. Önemli olan bu iddianın kanıtlanıp kanıtlanmadığıdır. Bu bakımdan mahkemenin buna ilişkin gerekçesi yasal değildir.
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacı (karşı davalı)'nın, son iki yıldır evine ve eşine karşı ilgisiz olduğu, "boşanmak istediğini" söylediği, eşine ağza alınmayacak sözlerle hakaret ettiği, ilgi duyduğu iddia edilen kadının ismi geçince sinirlenerek laptop'u kırdığı ve 1.1.2009 ila 23.8.2010 tarihleri arasında üniversitede yardımcısı olan kadınla mesai saatleri haricinde, hafta tatillerinde ve son günlerde de gece sayılan zamanlarda yoğun telefon görüşmesi yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalı (koca), bu görüşmelerin "iş görüşmesi" olduğunu ileri sürmüştür. Ancak görüşmelerin gece sayılan zamanlarda yapılmış olması dikkate alındığında, bu savunma inandırıcılığını yitirmektedir. Bu bakımdan kocanın açıklanan tutum ve davranışı güven sarsıcı niteliktedir ve kusurdur.
Davalı (karşı davacı) kadının ise; üniversitede idari kadrolarda bulunan meslekdaşlarının yanında kocasına karşı saygısız ve hakarete varan tavır ve davranışlarda bulunduğu, kocasına "ekibini seçerken neden kendisine sormadığından" bahisle huzursuzluk çıkardığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında, koca ziyade kusurlu sayılmalıdır. Hal böyleyken tarafların "eşit kusurlu" kabul edilmeleri ve buna bağlı olarak davalı-karşı davacı (kadın)'ın tazminat isteklerinin reddi doğru değildir. Hükmün bu sebeple bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy