MAHKEMESİ :Manyas Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :23.06.2011
NUMARASI :Esas no:2010/29 Karar no:2011/112
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı koca tarafından kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve vekalet ücreti yönünden; davalı kadın tarafından ise, tazminatlar ve yoksulluk nafakasının miktarları ile vekalet ücreti yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 04.12.2012 günü duruşmalı temyiz eden davalı Sebile Köstekci ile vekili Av. . .ve karşı taraf temyiz eden davacı N.K.vekili Av. . geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, karısına şiddet uygulayan,eşini istemediğini söyleyip, evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeyen davacı koca boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurludur. Davalı kadına atfı kabil bir kusurun varlığı ise kanıtlanamamıştır. Boşanma davalarında davalının boşanma talebini kabul etmesi, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesindeki durum dışında sonuç doğurmaz. (TMK md. 184/3)
Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK.md.166/2).
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2-Temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince;
a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı koca lehine boşanma davasının kabulü nedeniyle maktu vekalet ücretine hükmedildiğinin anlaşılmasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran davalı kadın yararına hükmolunan maddi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50. ve devamı maddeleri hükmü nazara alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK.md.174/1) takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
c-Boşanma davası içinde vaki ve boşanmanın fer'i niteliğinde olan Türk Medeni Kanununun 175. maddesinde ifade edilen yoksulluk nafakası, aynı kanunun 174. maddesinde yazılı maddi ve manevi tazminat istekleri harca tabii olmadığı gibi, bu isteklerin kabulü veya reddi halinde de vekalet ücretine hükmedilemez. Mahkemece bu yön nazara alınmadan hüküm altına alınan tazminatlar üzerinden harç alınması ve davalı yararına vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün, yukarıda 2/b bendinde gösterilen sebeple davalı kadın yararına, 2/c bendinde gösterilen sebeple ise davacı koca yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, taraf vekilleri duruşmaya geldiklerinden duruşma için taktir olunan 900 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine ve 900 TL. vekalet ücretinin de davalıdan alınıp davacıya verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.12.2012 (Salı)