MAHKEMESİ :Kemalpaşa 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :13.07.2011
NUMARASI :Esas no:2011/202 Karar no:2011/235
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, anlaşmalı boşanma talebiyle 08.07.2011 tarihinde kadın tarafından açılmış, mahkemece; kabul edilerek tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanmalarına karar verilmiştir. Davacının, karardan sonra "akıl hastalığı" sebebiyle Türk Medeni Kanununun 405. maddesi gereğince kısıtlandığı, kendisine annesinin "vasi" olarak atandığı anlaşılmaktadır. Akıl hastası, akla uygun biçimde davranma yeteneğinden, diğer bir ifade ile ayırt etme gücünden yoksun olup "tam ehliyetsizdir". Ayırt etme gücü bulunmayanların irade beyanları geçerli kabul edilemez ve hukuki sonuç doğurmaz. Hukuki sonuç doğurmayan bir irade beyanına dayalı olarak da anlaşmalı boşanma kararı verilemez. Aynı sebeple davacı asılın 08.09.2011 tarihli dilekçesindeki "davadan feragat ettiğine" ilişkin beyanı da geçerli kabul edilmemiş, bu çerçevede bir bozma yapılmamış, anlaşmalı boşanmaya karar verilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.19.06.2012 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Anlaşmalı boşanma davasını açan kadın eşin "dava açıldıktan sonra" Türk Medeni Kanununun 405. maddesi hükmüne göre kısıtlanarak temyiz eden annesinin velayeti altına konulduğu anlaşılmaktadır (TMK m. 419/3)
Ergin kısıtlı adına boşanma davası açma, öncelikle vesayet makamının iznini gerektirmektedir (TMK m. 462/8).
Vesayet makamının izin vermemesi durumunda vasinin hükmü temyiz dahi etmesi mümkün değildir.
Kemalpaşa vesayet makamının temyiz davasına konu çekişme konusunda bilgisi ve izni bulunmadığı halde vasinin sanki bu davada temsili vesayet hükümleri ile bağdaşıyormuş gibi temyiz iradesine hukuki sonuç bağlamak vesayet hukuku ile bağdaşmamaktadır.
Ergin kısıtlının vasisinin vesayet makamının bilgisi ve izni dışında herhangi bir hukuk davasında hukuki işlem yapma hak ve yetkisi yoktur.
Mahkemece yapılacak iş Kemalpaşa vesayet makamından ergin kısıtlının vasisi olan annesin kısıtlıyı temsil edebilmesi için izin almak, izin verildiği takdirde akıl hastasının anlaşmalı boşanma yapamayacağı gerekçesiyle davayı reddetmek, izin verilmemesi durumunda ise usulüne uygun dava açılmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermekten ibarettir.
Vesayet makamının bu davayı izleme için ergin kısıtlaya verdiği bir izin kararı olmadığı halde sanki izin kararı varmış gibi işin esasını inceleyen değerli çoğunluğun bu düşüncesini Türk Medeni Kanununun madde 462/8 hükmünü yok saymak anlamına geleceğinden katılabilme olanağı bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle değerli çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy