MAHKEMESİ :Akyazı Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :16.09.2011
NUMARASI :Esas no:2011/341 Karar no:2011/310
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davacı tarafından, nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Hükmün gerekçesinde " tarafların boşanma ve mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda anlaştıkları, bu anlaşmalarının mahkemece de uygun bulunduğundan" söz edilerek boşanmalarına karar verildiği belirtildiği halde, gerekçedeki bu açıklamaya aykırı olarak, hüküm sonucunda "davanın Türk Medeni Kanununun 166/1-son maddesi uyarınca kabulüne" karar verildiğinin belirtilmesi usul ve yasaya aykırı ise de, bu husus sonuca etkili görülmediğinden bozma yapılmamış, yanılgıya işaret edilmekle yetinilmiştir.
2-Temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince;
Yargılamanın sona erdiği oturumda tefhim edilen ve duruşma zaptına geçirilen kararda" davalı lehine nafaka takdirine yer olmadığına" karar verilmiş, çocuklarla ilgili bir nafaka hükmü de yer almamıştır. Sonradan yazılan gerekçeli kararda ise "davalı eş ve çocuklar için" nafakaya hükmedilmiştir. Bu suretle kısa kararla gerekçeli karar arasında nafakalar bakımından aykırılık oluşturulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. (6100 s. HMK. m.298/2) Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz/ kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek nafakalarla ilgili yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
3-Kabule göre de;
a)Tarafların müşterek çocuklarından S. 08.05.1990 doğumlu olup, davadan önce ergin olmuştur. Bu çocuk tarafından babası aleyhine açılmış bir nafaka davası bulunmamaktadır. Annenin bu çocuk üzerindeki velayet hakkı, ergin olmakla kendiliğinden sona erdiğinden çocuk adına velayeten nafaka talep etmesi de yasal olarak mümkün değildir. Tarafların boşanma protokolünde "ergin olan bu çocuk için de nafaka ödeneceğini" kararlaştırmış olmaları, koca bakımından "üçüncü şahıs lehine taahhüt (B.K. m. 120) niteliğinde ise de; bu husus anlaşmalı boşanma için gerekli bir şart değildir. Böyle bir durumda çocuk tarafından açılmış bir nafaka davası bulunması halinde hüküm verilebilir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 72. maddesine aykırı bulunmuştur.
b)Davalı eş için takdir edilen nafakanın niteliğinin karar yerinde gösterilmemiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi..25.06.2012 (Pzt.)
Full & Egal Universal Law Academy