MAHKEMESİ :Kaman Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :06.09.2011
NUMARASI :Esas no:2010/273 Karar no:2011/169
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm kusur belirlemesi, tazminatların reddi, nafaka miktarları, velayet ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının tedbir ve yoksulluk nafakasının miktarları ile vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2- Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık, başlıbaşına tanık beyanını değerden düşürücü nitelikte değildir. Bu nedenle, mahkemece davalı tanığı S.'ın beyanına itibar edilmemesi doğru olmamıştır. Mahkemece her ne kadar, boşanmaya tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve toplanan delillerden; davacı kocanın eşine hakaret ettiği, haklı bir nedene dayanmaksızın ortak çocuğun kendisinden olmadığını iddia ettiği ve birlikte yaşamaktan kaçınmak suretiyle eşini ve ortak çocuğunu eşinin kardeşinin yanına terk ettiği; buna karşılık davalı kadının da; eşine hakaret ettiği ve eşinin ilk evliliğinden olma çocuğunu istemediğini söyleyerek üvey çocuğuna karşı görevlerini yerine getirmekten kaçındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda boşanmaya neden olan olaylarda, her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte; davacı kocanın daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Durum böyleyken; mahkemece tarafların eşit kusurlu olarak kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak, davalının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir.
3- Tarafların müşterek çocuğu M.04.09.2007 doğumlu olup; yaşı gereği ana bakım ve şefkatine muhtaçtır. Çocuğun doğumdan itibaren davalı annesiyle birlikte kaldığı da anlaşılmaktadır. Annesinin yanında kalmaya devam etmesinin ve velayetini anneye verilmesinin çocuğun gelişimini olumsuz etkileyeceğine ilişkin dosyada yeterli bir delil de bulunmamaktadır. Bu durumda ortak çocuğun velayetinin davalı anneye verilmesi gerekirken; çocuğun menfaatine uygun düşmeyen uzman raporundaki görüşe, dayanılarak velayetin babaya verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentde gösterilen sebeple kusur belirlemesi ile buna bağlı maddi ve manevi tazminatlar yönünden, yukarıda 3. bentte gösterilen sebeple de velayet yönünden BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle OANANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
02.07.2012 (Pzt.)