MAHKEMESİ :Üsküdar 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :22.09.2011
NUMARASI :Esas no:2009/297 Karar no:2011/513
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı (koca) tarafından, her iki boşanma davası ile kadın yararına hükmedilen boşanmanın ferileri yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 14.12.2012 günü temyiz eden davacı-karşı davalı A.Ö.vekili Av....ve karşı taraf davalı-karşı davacı N. Ö.vekili Av.. geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacı-davalı (koca)'nın, evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmediği, eşine şiddet uyguladığı, hakaret ettiği ve tehdit ederek onu ailesine bıraktığı, müşterek çocuğun kendisinden olmadığını söylediği; davalı-davacı (kadın)'ın da, kocasına hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylara göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı-davalı (koca) daha ağır kusurlu ise de, eşine hakaret eden davalı-davacı (kadın) da bu sonuca ulaşılmasında kusurludur.
Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz veya az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi, az kusurlu olan eşe karşı dava hakkı bulunmaktadır. Ancak, böyle bir durumda boşanmaya karar verilebilmesi için, az kusurlu eşin davaya karşı koyması, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı ve evlilik birliğinin devamında bu eş ve çocuklar bakımında korunmaya değer bir yarar kalmamış bulunmalıdır (TMK. md. 166/2). Olayda davalı-karşı davacı kadın da kusurludur. Mahkemenin tarafların kusur derecelendirmesine ilişkin kabulü de bu yöndedir. Davalı-davacının, kendisi de boşanma davası açtığına göre kocanın davasına itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir hukuki yarar kalmamış, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları olayda gerçekleşmiştir.Öyleyse, davacı-davalı (koca)'nın boşanma davasının da kabulüne (TMK. md 166/2) karar verilmesi gerekirken reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre, davalı-davacı kadının kabul edilen boşanma davası ile fer'ilerine ilişkin temyiz ifrazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 900 TL. vekalet ücretinin N.'dan alınıp A. verilmesine, istek halinde temyiz başvuru harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.14.12.2012 (Cuma)
Full & Egal Universal Law Academy