MAHKEMESİ :Karacabey Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :4.10.2010
NUMARASI :Esas no:2004/578 Karar no:2004/692
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen "tavzih isteminin reddine" dair olan 7.10.2010 tarihli karar temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Vasi, vesayeti altındaki kısıtlılar H..ve P. Ö..'in 1/6'şar oranında pay sahibi oldukları 338 ada (2) parselde kayıtlı, ikisi "mesken" diğeri de "dükkan" niteliğindeki üç adet taşınmazın paylaşımı için vesayet makamının iznini talep etmiş; vesayet makamı; 20.01.2009 tarihinde; "...(1) nolu mesken niteliğindeki bağımsız bölümün kısıtlılara tahsisi ve onlar adına paylı olarak kayıt ve tescil edilmesi şartıyla intikale izin verilmesine, kısıtlıların aynı taşınmazdaki (2) nolu "mesken" ve (8) nolu "dükkan" niteliğindeki taşınmazdaki ortaklıklarının sona erdirilmesine..." karar vermiş; bu karar vasinin vekiline 8.4.2009 tarihinde tebliğ edilmiş; vasi vekili; 26.04.2010 tarihinde vesayet makamının kararına karşı tavzih talebinde bulunmuş, vesayet makamı 7.10.2010 tarihinde; "hükmün gerekçesini ve sonucunu değiştirecek şekilde düzeltme yapılamayacağını" belirterek isteği reddetmiş; bu ret kararını vasinin vekili temyiz etmiştir.
1- Vasinin, tavzih isteğinin reddine dair vesayet makamınca tesis edilen 7.10.2010 tarihli karara karşı temyiz isteği, vesayet makamının paylaşmayla ilgili tesis ettiği, 20.01.2009 tarihli kararındaki yanlışlığın düzeltilmesi amacına yönelik olduğuna göre, "tavzih isteğinin reddine" dair olan karar, asıl karardaki yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucun devamını hasıl edeceğinden, konunun kamu düzeniyle olan ilgisi nedeniyle sözü edilen kararın bozularak ortadan kaldırılması imkan dahilinde görülmüş ve işin esasının incelenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Vesayet alındaki kısıtlılar H. ve P. Ö..'in 1/6'şar oranda pay sahibi oldukları 338 ada (2) parsel sayılı ana taşınmazda iki adet "mesken" ve bir adet "dükkan" niteliğindeki üç adet bağımsız bölümde, kısıtlıların vasisi N.A..'ın da 2/6'şar oranda pay sahibi olduğu görülmektedir. Aynı taşınmazda vasi de pay sahibi olduğuna göre, ana taşınmazdaki, "paylı mülkiyet" şeklindeki birden çok bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazların, paydaşları arasında, her bir bağımsız bölümün paydaşlardan birine tahsisi suretiyle paylaşılmasına izin verilmesi isteği, vesayet altındaki kişiler ile vasi arasında resmi memur önünde "paylaşma sözleşmesi" yapılmasını gerektirdiğinden, vesayet makamının izninden sonra denetim makamının iznini de gerektiren bir işlem niteliğindedir (TMK. md. 463/7). Denetim makamının izni olmaksızın sadece vesayet makamının izni yeterli değildir. Bu bakımdan ortada denetim makamınca verilmiş bir izin olmadığına göre, vesayet makamının 20.01.2009 tarihli kararı tek başına sonuç doğurmaz ve işlemin tamamlanmasına yetmez. İzin isteğine konu işlem, yasal olarak denetim makamının iznini de gerektirdiğine göre, bu izin alınmadan, vesayet makamının kararının kesinleştiği de kabul edilemez. Diğer bir ifade ile izin talebi üzerine vesayet makamınca 20.01.2009 tarihinde verilen karar henüz kesinleşmemiştir. Türk Medeni Kanunu, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa ilgililerin isteği üzerine veya res'en kayyım atanmasını öngörmüştür (TMK.md.426/2). Kısıtlılar ile vasi aynı taşınmazda paydaş olduklarına göre, yapılacak bir paylaşma sözleşmesinde, kısıtlıların menfaati ile yasal temsilcileri olan vasinin menfaati çatıştığından, kısıtlılara bu iş için kayyım tayin edilmeli, işleme kısıtlılar adına kayyım katılmalı, kayyıma vesayet makamınca izin verilmesi yeterli görülmeyerek ayrıca denetim makamının da izni alınmalıdır. Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda l. bentte açıklanan sebeple vesayet makamınca verilen "düzeltme isteğinin reddine" dair 7.10.2010 tarihli ek kararın bozularak kaldırılmasına, yukarıda 2. bentte açıklanan sebeple vesayet makamının paylaşma iznine ilişkin 20.01.2009 tarihli 578 - 692 sayılı kararının BOZULMASINA oybirliğiyle karar verildi.22.03.2012 (Çar.)
Full & Egal Universal Law Academy