MAHKEMESİ :Kayseri 4. Aile Mahkemesi
TARİHİ :30.12.2010
NUMARASI :Esas no:2009/200 Karar no:2010/1123
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece davalı koca ağır kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalı kocanın eşine fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, davacı kadının da eşine fiziksel şiddet uyguladığı ve boşanma davası devam ederken başka birisi ile nişanlanarak güven sarsıcı davranışlar içerisine girdiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Hal böyle iken davalının ağır kusurlu kabul edilmesi doğru değil ise de, davalının davacı ile aynı oranda kusurlu olduğu gerçekleştiğine göre verilen boşanma kararı bu sebeple sonucu itibariyle doğru olup, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile boşanmaya ilişkin hükmün gerekçesinin değiştirilmek suretiyle onanmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
2-Taraflar boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği nazara alınmadan davacı kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple boşanma hükmünün gerekçesinin değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.26.01.2012 (Per.)
KARŞI OY YAZISI
Davacı kadın bir örneği dosya içerisinde bulunan ve aksi iddia edilmeyen 03.12.2010 tarihli ifadesinde, 17.11.2010 tarihinde E...adında bir şahısla merasim yaparak nişanlandığını kabul etmiştir. Değerli çoğunluk tarafından hükmün kusura ilişkin gerekçesi “davalı kocanın eşine fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, davacı kadının da eşine fiziksel şiddet uyguladığı ve boşanma davası devam ederken başka birisi ile nişanlanarak güven sarsıcı davranışlar içerisine girdiği, gerçekleşen bu durum karşısında tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları” gerekçesiyle değiştirilerek, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerin ve bu kapsamda davacı yararına hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakasına yönelik bölümlerin ise davalı kocanın temyiz itirazlarının reddine karar verilerek onanmasına karar verilmiştir.
“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (TMK. Md. 175/1). Davacı kadın, davalı kocasıyla boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu bulunduğu için kural olarak tedbir ve yoksulluk nafakası istemekte haklı gibi görünmektedir. Nevar ki; Türk Medeni Kanununun 2. maddesine göre “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”. Evlilik birliği devam ederken bir başka erkekle evlenmek amacıyla aleni bir şekilde merasim yaparak nişanlanan kadının tedbir ve yoksulluk nafakası istemesi dürüstlük kuralına aykırıdır. Davacı TMK’nun 175/1 maddesinden kaynaklanan bu hakkını açıkça kötüye kullanmıştır. Öte yandan “Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. (TMK. md. 4) Gerçekleşen bu şartlar altında davacı kadının tedbir ve yoksulluk nafakasının kabul edilmesi hakkaniyete de aykırıdır.
Bu sebeple davacı kadın yararına nişanlandığı 17.11.2010 tarihinden itibaren takdir edilen tedbir nafakası ve yoksulluk nafakasına yönelik, davalı kocanın temyiz talebinin kabul edilerek hükmün bu yönlerden de bozulması gerektiğini düşündüğüm için değerli çoğunluğun hükmün bu bölümlerine ilişkin onama kararına katılmıyorum.