MAHKEMESİ :Taşköprü Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :11.11.2010
NUMARASI :Esas no:2009/347 Karar no:2010/315
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 24.04.2012 günü temyiz eden davalı A. Ş. vekili Av. F. T. ve karşı taraf davacı H. Ş. ile vekili Av. M. E. M. geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davalının 25.11.2009 tarihinde kayınbabası ve kayınvalidesiyle birlikte oturdukları evden küçük kızını da yanına alıp ayrıldığı, 12.12.2009 tarihinde de "kocası ve kayınbabasının kendisini darp ettiklerini" bildirerek polise başvurduğu, polis tarafından da "kadın sığınma evine" yerleştirildiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Evden ayrıldığı tarih ile polise başvurduğu tarih arasında davalı, bir arkadaşında kaldığını bildirmiştir. Bu beyanın aksini gösteren delil ve olgu yoktur. Bu süre zarfında nerede kaldığının tespit edilememiş olması tek başına "güven sarsıcı davranış" olarak görülemez ve boşanmaya yeterli kabul edilemez. Kadının başkaca kusurlu bir davranışı kanıtlanamamıştır. Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde yer alan çekilmezlik ve temelden sarsılma unsurları davada gerçekleşmemiştir. Bu sebeple davanın reddi gerekirken, yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 900 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.24.04.2012 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Davacı koca, davalı eşinin 25.11.2009 tarihinde evden ayrıldığını, 11.12.2012 tarihine kadar kendinden haber alamadığını, bu süre içinde nerede, kiminle kaldığını bilmediğini beyan etmiştir.
Davalı kadın cevap dilekçesinde, eşinin ve kayınvalidesinin kendini darp etmelerinden dolayı evden ayrılmak zorunda kaldığını, 25.11.2009 tarihinde kadın sığınma evine gittiğini beyan etmiştir.
Oysa davalı kadının, kadın sığınma evine 12.12.2009 tarihinde müracaat ettiği anlaşılmıştır.
Davalı kadın, eşinin ve kayınvalidesinin kendini darp ettiklerinden dolayı evden ayrılmak zorunda kaldığını kanıtlayamadığı gibi, 25.11.2009 tarihi ile 11.12.2009 tarihleri arasında nerede, kiminle kaldığı konusuna makul bir açıklama da getirememiştir..
Davacı koca, ne eşinin zina yaptığını, ne de sadakatsizlik yaptığını iddia etmiştir. Davacı koca eşinin 25.11.2009 tarihinde evden ayrıldığını, 25.11.2009 tarihi ile 11.12.2009 tarihleri arasında kendinden haber alamadığını, eşinin bu tarihler arasında nerede, kiminle kaldığına dair makul bir izah getiremediğini, bu nedenle kendine olan güveninin sarsıldığını beyan etmiş, beyanı dosya kapsamı ile doğrulanmıştır.
Davalının 15 gün nerede, kiminle kaldığı konusuna makul bir açıklama getirememesini, güven sarsıcı davranış için yeterli görmeyip davacıdan, davalının nerede kiminle kaldığını kanıtlamasını istemek ne evrensel hukuk ilkeleriyle, nede güven sarsıcı davaranış kavramının niteliği ile bağdaşır. Davalının nerede kiminle kaldığı kanıtlansa, eylem koşullarına göre sadakatsizlik veya zina eylemini oluşturur.
Açıkladığım nedenlerden dolayı yerel mahkeme kararının hukuka ve adalete uygun olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy