MAHKEMESİ :Bursa 3. Aile Mahkemesi
TARİHİ :31.12.2010
NUMARASI :Esas no:2009/1500 Karar no:2010/1736
Taraflar arasındaki boşanma ve karşı boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı (koca) tarafından; karşı boşanma davası ve kendisi için talep ettiği maddi ve manevi tazminatlar, davalı-karşı davacı (kadın) tarafından da; "ağır kusurlu" kabul edilmesine ilişkin gerekçesi ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı (kadın)'ın tüm, davacı-karşı davalı (koca)'nın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda kadın "ağır kusurlu" kabul edilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerle, davalı-karşı davacı (kadın)'ın, kocasıyla cinsel ilişkiden kaçındığı "... bu çocuğu doğurmak için evlendim. Babası zaten davacı değil, bitecekse bitsin" şeklinde sözler söylediği anlaşılmaktadır. Kocanın gerçekleşen kusuru ise evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmemekten ibarettir. Gerçekleşen bu duruma göre " davalı-karşı davacının ağır kusurlu" davranışlarıyla evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin yerel mahkeme değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Kadının boşanmaya sebep olan davranışları, kocanın kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu gibi az kusurlu olan kocanın, mevcut menfaatlerinin boşanma yüzünden zedelendiği de anlaşılmaktadır. O halde davacı - karşı davalı (koca) yararına tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak hakkaniyete uygun miktarda maddi (TMK. md. 174/1) ve manevi (TMK. md. 174/2) tazminat takdir edilmesi gerekirken, bu yönün gözetilmemesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
3-Davalı-karşı davacının, hamile iken davacı-karşı davalı ile evlendiği anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacının doğum yapıp yapmadığı dosyadaki belgelerden anlaşılamamıştır. Velayet, kamu düzeniyle ilgili olduğundan ortada bir çocuk varsa ve sağ ise, velayetinin res'en düzenlenmesi gereklidir. Çocuğun nüfusa tescil edilmemiş olması, velayete ilişkin düzenleme yapılmasına engel değildir. Öyleyse davalı-karşı davacının doğum yapıp yapmadığı tespit edilmeli, çocuk evlilik içinde doğmuş ve sağ ise velayetiyle ilgili düzenleme yapılması gerekirken bu hususun nazara alınmaması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukaırda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.02.2012 (Salı.)
Full & Egal Universal Law Academy