MAHKEMES İ :Düziçi Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :30.09.2010
NUMARASI :Esas no:2008/377 Karar no:2010/374
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm kusur, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının tedbir nafakasına ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı koca yargılamanın devamı sırasında, eşinin bir başka erkekle ilişkisini öğrendiğini bu nedenle kendisinin de boşanmak istediğini bildirmiş ve bu iddiasını temyiz dilekçesinde yineleyip, iddiasını özel bir hastaneden alınmış doğum raporuyla da delillendirmiştir. Evlilik birliğine ilişkin yükümlülüklerden sadakat yükümlülüğü (TMK. md.185/3) boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar devam eder. Eşlerden birinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışı, boşanma davasının açılmasından sonra meydana gelmiş olsa bile, bu hususun diğer eş tarafından iddiadan ibaret kalmayacak şekilde delillendirilmesi durumunda, mahkemece bu iddianın, davayı etkileyen önemli bir hadise olduğu kabul edilerek üzerinde durulması gerekir. Zira bu iddianın sabit olması durumunda kusur ve buna bağlı boşanma hükmü ve fer'i taleplerinin etkilenmesi söz konusudur. Davalı koca, eşinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışını doğum raporu gibi ciddi bir belge ile delillendirildiğine göre, mahkemece yeni hadise şeklinde bu hususun üzerinde durularak gerçek olup olmadığının belirlenmesi ve boşanmada kusur durumu ve fer'ilerinin buna göre karara bağlanması gerekir. Açıklanan bu hususun değerlendirilmesi ve bozmadaki kusur durumu ve fer'ilerin hasıl olacak sonucuna göre karara bağlanması için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün, yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, tedbir nafakasına yönelik kararın ise yukarıda l. bentte açıklanan sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 20.03.2012 (Salı.)
KARŞI OY YAZISI
Boşanma davalarında diğer hukuk davalarında olduğu gibi delil sunma süresinin de bir sınırı vardır. Değerli çoğunluk boşanma davasında "temyiz aşamasında" bile delil sunulabileceğini düşünmektedir.
Gerek Türk Medeni Kanununun gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanununun hükümlerinde boşanma davalarına özgü istenilen aşamada "delil sunma özgürlüğünü" içeren bir düzenleme bulunmamaktadır.
Değerli çoğunluğun temyiz aşamasında delil sunabilmeyi iddianın "ciddi bir belge" ile delillendirilebilmesi ölçüsüne bağlanması düşüncesine kabul şekli bakımından katılmak mümkün değildir.
Örneğin sadakatsizliğe ilişkin "belge" olmaz ama gören "tanık" olabilir. Belge sınırlaması ile delil sunma hakkı ortadan kaldırılamaz. Farklı düşünüyorum.
Full & Egal Universal Law Academy