MAHKEMESİ :Ankara/Gölbaşı Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :26.1.2011
NUMARASI :Esas no:2009/939 Karar no:2011/28
Taraflar arasındaki boşanma davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı koca tarafından; kadının boşanma davası, kusur ve reddedilen tazminatlar, davalı-davacı kadın tarafından ise; kocanın boşanma davası, kusur, reddedilen tazminat ve nafaka istemleri ile ziynet alacağı yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 26.6.2012 günü duruşmalı temyiz eden davalı-karşı davacı B. F. Ş.vekili Av. İ.G.T. ve karşı taraf davacı-karşı davalı Y. S.Ş.vekili Av. S. K.geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece, taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacı-davalı kocanın eşine şiddet uyguladığı, birlik görevlerini yerine getirmediği, evi terk etmek suretiyle birlikte yaşamaktan kaçındığı ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu gerçekleşmiş ise de; davalı-davacı kadının da, eşine hakaret ve tehdit içerikli mesaj gönderdiği ve büyücülere gittiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davalı-davacı kadının da az kusurlu olup kocanın boşanma davasına karşı çıkmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve kocanın davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşullarının da gerçekleştiği anlaşıldığına göre, kocanın boşanma davasının kabulü bu sebeple sonucu itibariyle doğru olduğundan boşanma hükmünün gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması yönüne gidilmiş ve davalı-davacı kadının bu yöne ve aşağıdaki bentler dışında kalan yönlere ilişkin temyiz itirazları ile, davacı-davalı kocanın tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK.md,4 TBK.md.50 ve 52 ) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
3-Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 TBK. md. 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
4-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
5-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK.m.175) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davalı-davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2, 3, 4. ve 5. bentlerde gösterilen sebeplerle tazminatlar ve nafakalar yönünden BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple boşanma hükmünün gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 900.00 TL. vekalet ücretinin Y.'dan alınıp B.'ya verilmesine, aşağıda yazılı harcın Y.a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 79.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran B.'ya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 26.06.2012 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Tanık olarak dinlenen (kocanın babası) C. Ş., "altınların oğlum Y. tarafından alındığını biliyorum" demiştir. Bu beyan davalı-davacı (kadın)'ın dava dilekçesindeki altınlarla ilgili iddiasını doğrulamaktadır. İddia ispat edilmiştir. Davalı-davacının altınlara ilişkin talebinin de kabulüne karar verilmelidir. Hükmün bu yönden de bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne iştirak etmiyorum.
Full & Egal Universal Law Academy