MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı koca tarafından, kusur belirlemesi, davacı yararına hükmedilen tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre,davalının, davacı yararına takdir edilen tedbir nafakasına ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
2-Diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
a-İlk boşanma davası, davacı tarafından açılmış “taraflar arasında ortak hayatı çekilmez hale getirecek derecede şiddetli geçimsizliğin mevcut ve sabit olmadığı, davacının iddialarının sübuta ermediği” gerekçesiyle dava reddedilmiş, karar Yargıtay denetiminden geçerek 07.02.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Bu halde, davacı tanıklarının önceki döneme ilişkin anlattıkları olaylardan dolayı, kocanın “kusurlu kabul edilmesi” artık mümkün değildir. Aksi tutum kesin hükme aykırı düşer. Ret kararının kesinleştiği tarihten başlayarak geçen üç yılı aşan süre içinde de, fiilen ayrı yaşama olgusu dışında davalının bir kusuru ispatlanamamıştır. Gerçeklen bu fiili ve hukuki durum karşısında, boşanmayı sağlayan fiili ayrılıkta davalıya atfedilebilecek bir kusur bulunmamakta olup, fiili ayrılığı başlatarak bu sebeple boşanmayı sağlayan davacı kusurlu sayılmalıdır. Boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için de, tazminat talep eden tarafın boşanmada kusursuz ya da az kusurlu olması zorunludur (TMK.md.174). Boşanmayı sağlayan fiili ayrılıkta davacı kusurlu olduğuna göre, yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
b-Boşanma sebebiyle yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için, bu yüzden yoksulluğa düşecek tarafın kusurunun daha ağır olmaması şarttır (TMK.md.175). Boşanmaya sebep olan fiili ayrılıkta davacı ağırlıklı olarak kusurlu olduğuna göre, Türk Medeni Kanunun 175. maddesi gereğince yoksulluk nafakasını da hak etmemiştir. Bu husus nazara alınmadan davacı yararına yoksulluk nafakası takdir edilmesi de usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. maddenin (a) ve (b) bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.13.12.2012 (Prş.)
Full & Egal Universal Law Academy