MAHKEMESİ :Asliye hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Aile Konutu Tespiti
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı kadının ipotekle ilgili talebi bulunmadığı gibi, bu konuda mahkemece de bir hüküm kurulmadığının anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 21.03.2013 (Per.)
KARŞI OY YAZISI
Davacı; davalılardan eşi olan ... adına tapuda kayıtlı bulunan ve aile konutu olarak kullanılan taşınmaz üzerine diğer davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, davalı ...'in davacının haklarını sınırlayıcı işlem yapmasına engel olmak amacıyla taşınmazın aile konutu olduğunun tespiti ile , aile konutu olarak özgülenmesini talep etmiş, mahkemece davalı adına kayıtlı taşınmazın tarafların aile konutu olduğunun tespitine karar verilmiş hüküm davalılardan banka tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği ve 6100 sayılı HMK'nun 106/1 maddesinde düzenlendiği üzere tespit davası, "...mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi... " için açılan bir dava türüdür. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında, maddi vakıaların tespitinin tek başına tespit davasının konusunu oluşturamayacağı hüküm altına alınmıştır.Böylece maddi vakıalara ilişkin tespitlerin tespit davasının değil delil tespiti davasının konusunu oluşturacağı kuşkusuzdur.
O halde; tespit davası açılabilmesi için temel kural olarak; davacının "bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı" bulunması koşulu aranmaktadır. Hal böyle olunca; davacının tespit davası açmasında hukuki yarar bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken talebin kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Bu sebeple temyize konu hükmün bozulması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.