MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası, tazminatların reddi, iştirak nafakasının miktarı, kişisel ilişki ve fatura bedelleri ile ilgili alacak talebinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında, davacı kadının ağır kusurlu olduğu, tarafların uzun süredir ayrı yaşadıkları, davalı kocanın davaya itiraz hakkını kullanmadığı ve iradesini boşanma yönünde kullandığı belirtilerek Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, taraflar arasında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ve boşanmaya neden olan olaylarda, tarafların kusurlu davranışlarının kanıtlanamadığı, davalı tanıklarının beyanlarında geçen, davacı kadının eşine hakaret ve tehdit eylemlerinden sonra tarafların 2007 yılında barışarak bir araya geldikleri ve böylelikle davacı kadının bu kusurlu eylemlerinin davalı koca tarafından affedildiği veya en azından hoşgörü ile karşılandığı, tarafların bir müddet sonra ayrıldıkları ve taraflardan kaynaklanan yeni bir olayında kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Terk hukuki nedenine dayalı bir boşanma davası açılmadıkça tarafların ayrı yaşamalarının boşanma nedeni sayılamayacağı, yine davalının boşanmayı kabul beyanının, anlaşmalı boşanma (TMK. md. 166/3) dışında hukuki sonuç doğurmayacağı ve bu nedenlerle boşanma davasının reddi gerekirken; kabulü yanlış olmuşsa da, davalının boşanma konusunda bir temyizi bulunmadığından, bozma konusu yapılmamış; yanlışlığa işaret edilmekle yetinilmiştir.
2-Davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davacı kadının ağır kusurlu olduğu belirtilerek, tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yukarıda açıklandığı gibi tarafların boşanmaya neden olan kusurlu davranışlarının kanıtlanamadığı, bu durumda iki tarafında kusursuz olduğu anlaşılmakla, davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yersizdir.
b)Davacı kadının, boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu olduğu gerçekleşmediğine ve nafaka yükümlüsünün de kusuru aranmayacağına göre, Türk Medeni Kanununun 175. maddesindeki kusur durumu dışındaki, diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek, davacı kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle talebin reddi doğru olmamıştır.
3-Davacı, 11 aylık dönemde kendi ailesi tarafından karşılanan harcamalara ait ödenmiş faturaların tahsilini talep etmiştir. Bu talep boşanmanın eki niteliğinde olmadığından ayrıca nispi harca tabidir. Davacı tarafından yatırılan başvurma harcı, dava dilekçesindeki tüm talepleri kapsar. O halde, mahkemece, davacıya talep ettiği fatura bedellerinin değerleri açıklattırılıp, bu değer üzerinden Harçlar Kanununun 30- 32. maddesi uyarınca peşin nispi harcın tamamlattırılması ve görev konusununda değerlendirilerek, sonucu itibarı ile karar verilmesi gerekirken kesin hüküm oluşturacak şekilde ret hükmü kurulması yanlış olmuştur.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.07.03.2013 (Per.)
Full & Egal Universal Law Academy