(4721 S. K. m. 174) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasındaki boşanma davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davacı-davalı (koca) tarafından; kusurlu kabul edilmesine ilişkin gerekçesi, velayet, kişisel ilişki, iştirak nafakası, ziynetler ve vekalet ücreti yönünden; davalı-davacı (kadın) tarafından da; kusur dağılımına ilişkin gerekçesi, tazminatlar ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Davacı-davalının temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
a- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b- Mahkemece kocanın boşanma davası kabul edildiğine göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir. Tarafların eşit kusurlu kabul edilmeleri vekalet ücreti takdirine engel değildir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
c- Davacı-davalı (koca) son oturumda, eşine ait ziynetlerin bozdurulup ev alındığını kabul etmiş, davalı-davacı (kadın) bu beyana karşı koymamıştır. Davacı-davalı, evle ilgili eşi tarafından bu konuda açılmış bir dava olduğunu bildirdiğine göre, sözü edilen dava dosyasının getirtilip, davalı-davacının o davadaki isteğinin değer artış payı alacağını kapsayıp kapsamadığı, değer artış payı alacağı da talep edilmiş ise; katkının ziynetlerin bozdurulması suretiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması ve sonucuna göre ziynetlerle ilgili hüküm tesisi gerekir. Bu husus gözetilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
2- Davalı-davacı (kadın)'ın temyiz itirazları yönünden yapılan incelemeye gelince;
a- Mahkemece, tarafların her ikisinin de evlilik birliğine ilişkin sorumluluklarını yeterince yerine getirmedikleri, bu sebeple boşanmada eşit kusurlu oldukları kabul edilmiştir. Oysa davacı-davalı (koca)'nın bir başka kadınla ilişkisi olduğuna dair yaygın söylenti olduğu, dosyaya sunulan telefon görüşmelerine ilişkin dökümlerin de bunu teyit ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde kusurun ağırlığının kocada olduğunun kabulü gerekir. Hal böyleyken davalı-davacı kadının koca ile aynı oranda kusurlu kabul edilmesi ve buna bağlı olarak tazminat isteklerinin reddi doğru bulunmamıştır.
b- Davalı-davacı kadın tarafından açılan ve birleştirilen boşanma davası kabul edildiğine göre, davada kendisini vekille temsil ettiren davalı-davacı (kadın) yararına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücreti takdiri gerekir. Avukatlık ücreti taraf yararına hükmedilse de avukata aittir (Av. K. md. 164/son). Bu ücret iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez. Bu bakımdan taraflar eşit kusurlu kabul edilseler dahi, birleşen boşanma davasının kabulü nedeniyle kadın yararına vekalet ücreti takdir edilmemiş olması da usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda (1.) maddenin (b) ve (c) bentlerinde gösterilen sebeplerle davacı-davalı (koca) yararına, yukarıda (2.) maddenin (a) ve (b) bentlerinde gösterilen sebeplerle davalı-davacı (kadın) yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda (1.) maddenin (a) bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy