MAHKEMESİ :Ankara 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :15.6.2011
NUMARASI :Esas No:2010/952 Karar No:2011/904
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; kısmen bozulmasına kısmen onanmasına dair Dairemizin 24.5.2012 gün ve 17738-14057 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Davacı (kadın), "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" sebebine dayanarak boşanma davası, davalı (koca) da cevap dilekçesiyle, "terk sebebine" dayanarak karşı boşanma davası açmış, mahkemece; davanın kabulüne tarafların 166/1. maddesi gereğince boşanmalarına, davacı kadın yararına, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminata hükmolunmasına, kadının talep ettiği hükümde adet ve cinsleri gösterilen ziynet eşyalarının aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde, bedellerinin davalı (koca)'dan tahsiline, kocanın açtığı terk sebebine dayanan karşı boşanma davasının ise reddine karar verilmiştir. Mahkeme; "ihtar kararının kadına 22.5.2010 tarihinde tebliğ edildiğini, bu tarihten itibaren iki aylık süre dolmadan 7.7.2010 tarhinde kadın tarafından boşanma davası açıldığını, açılan boşanma davası nedeniyle kadının ayrı yaşamakta haklı olduğunu, bu sebeple ihtarın sonuçsuz kaldığını" terk sebebine dayanan boşanma davasının ret gerekçesi olarak göstermiştir. Hüküm, davalı-karşı davacı (koca) tarafından temyiz edilmiş; Yargıtayca; kocanın ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiş, bu bölüm onanmış; boşanma davaları yönünden bozulmuştur. Bozma kararında; "davacı kadının, ihtar kararının tebliğ edilmesinden sonra Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine dayanarak boşanma davası ikame etmesinin, ihtarı etkisiz kılmaya yönelik olup, iyiniyet kurallarına aykırı olduğu ve kadına ihtara uymama hakkı vermeyeceği, fiili ayrılığa sebep olan olayların niteliği ve ayrılığın süresi göz önüne alındığında, kocanın terk ihtarı çekmesinde iyiniyet kurallarına aykırı hareket etmiş olduğundan söz edilemeyeceği, davacı (kadına) gönderilen ihtarın yasaya uygun olduğu , davacı kadının haklı sebeple ortak konuta dönmediğini ispat edemediği, gerçekleşen bu durum karşısında, mahkemece; kadının boşanma davasının reddine, koca tarafından açılan terk sebebine dayanan boşanma davasının ise kabulüne karar verilmesi gerektiği" belirtilmiştir.
Davacı-karşı davalı (kadın) "bozulan bölüme" karşı karar düzeltme talep etmiştir.
Karar düzeltme talebi üzerine yeniden yapılan incelemede; davacı-karşı davalı (kadın)'ın, eşinden fiziki şiddet görmesi üzerine 19.11.2009 tarihinde ortak konutu terk ettiği, kocanın bundan sonra "eşini köpek kadar sevmediğini" söyleyerek "çeyizini alsın" dediği toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Koca, 22.4.2010 tarihinde mahkemeye başvurarak eşinin "eve dönmesi" için ihtar çekilmesini istemiş, istek doğrultusunda verilen ihtar kararı kadına 22.5.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, kadın 7.7.2010 tarihinde "geçimsizlik" sebebine dayanarak boşanma davası açmış, koca da bu davaya 27.7.2010 günü verdiği cevap layihasında "terk" sebebine dayanarak karşı boşanma davası açmıştır. Kadın, kocasının fiziki şiddetine maruz kalınca ortak evden ayrıldığına göre terkte haklı olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Her ne kadar terkte haklı olmak terk edene, ilanihaye ortak konuta dönmeme hakkı vermez ise de, terk tarihi ile ihtar istek tarihi arasında, dövme eyleminin eşte meydana getirdiği kin, öfke ve kızgınlığın etkisinin tamamen son bulacağı makul ve kabul edilebilir uzunlukta bir sürenin geçmesi de gerekir. Olayda dövme eylemi ile ihtar istek tarihi arasında makul bir sürenin geçmediği görülmektedir. Gerçekleşen bu durum karşısında, davacı-karşı davalı (kadın)'ın, lehine doğmuş olan dava hakkını, ihtar kararını alınca kullanmış olması, somut olayın açıklanan özelliği ve kocanın kendisi hakkında sarf ettiği "köpek kadar değeri yok" şeklindeki sözleri dikkate alındığında, ihtarı etkisiz kılmaya yönelik ve iyiniyet kurallarına aykırı bir davranış olarak görülemez. Bu koşullar altında kadın, ortak konuta dönmemekte haklıdır. Öyleyse, yerel mahkemenin ulaştığı sonuç, yukarıda açıklanan sebeple sonucu bakımından doğrudur. Ne var ki ilk incelemede işin bu yönü gözden kaçtığından, hüküm ilamda gösterilen sebeple bozulmuş olmakla, davacı-karşı davalı (kadın)'ın bu yönleri amaçlayan karar düzeltme isteği haklı ve yerinde görülmüş olup kabulü ile, Dairemiz ilamının "bozmaya" ilişkin bölümünün kaldırılmasına, yerel mahkemenin boşanma davaları hakkında vermiş bulunduğu hükmün de yukarıda açıklanan sebeplerle onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kaununun 440/1-4. maddesi gereğince davacı-karşı davalı (kadın)'ın karar düzeltme talebinin yukarıda gösterilen sebeple KABULÜNE, Dairemizin 24.5.2012 tarihli 2011/17738 esas, 2012/14057 karar sayılı ilamının (2). maddesindeki "bozma sebebinin" ve sonuç bölümündeki "yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple bozulmasına, bozma kapsamı dışında kalan " ifadelerinin KALDIRILMASINA, hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle boşanma davaları ve fer'ileri yönünden de ONANMASINA, bu kararın Dairemiz ilamının (2.) bendi sayılmasına, istek halinde karar düzeltme harcının yatırana geri verilmesine, oyçokluğuyla karar verildi. 14.11.2012 (Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmesi düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.