MAHKEMESİ :Salihli 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :13.12.2011
NUMARASI :Esas no:2010/274 Karar no:2011/812
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davacı-karşı davalı (koca) tarafından; kadının karşı boşanma davası, kusur belirlemesi, kadın yararına takdir edilen yoksulluk ve çocuk için hükmedilen tedbir ve iştirak nafakaları ve kendi manevi tazminat talebi yönünden temyiz edilmekle, evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece; taraflar "eşit kusurlu" kabul edilerek her iki boşanma davasınında kabulüne karar verilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delilerden; davalı-karşı davacı (kadın)'ın bir başka erkekle ilişkide bulunarak bu kişiden çocuk sahibi olduğu, bu suretle sadakat yükümlülüğünü ağır olarak ihlal ettiği, davacı-karşı davalı (koca)'nın da güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalı-karşı davacı (kadın)'ın, kocaya göre daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Durum böyleyken "tarafların eşit kusurlu" kabul edilmeleri doğru değil ise de, kadına göre az kusurlu olan koca da boşanmayı talep ettiğine göre, kadının karşı boşanma davasına itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir yarar kalmadığından, kadının boşanma davasının kabulü Türk Medeni Kanununun 166/2 maddesi hükmü karşısında sonucu bakımından doğru bulunmuş, davacı-karşı davalı (koca)'nın, kadının boşanma davasının reddi gerektiğine değinen temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmemiş, kadının davasında verilen boşanma kararının gerekçesinin değiştirilmesi suretiyle hükmün bu kısmının onanması gerekmiş, kocanın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları bu sebeple yersiz bulunmuştur.
2-Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı- karşı davacı (kadın)'nın, evlilik birliği içerisinde bir başka erkekten çocuk sahibi olduğu, bu suretle sadakat yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiği; davacı-karşı davalı (koca)'nın ise güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalı-karşı davacı (kadın)'ın, kocasına göre ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, tarafların "eşit kusurlu" olduklarının kabul edilmesi ve buna bağlı olarak da kadın yararına yoksulluk nafakası takdir edilmesi doğru bulunmamıştır.
3-Davalı-karşı davacı (kadın)'ın, boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğunun gerçekleşmesi karşısında, evlilik birliği içinde bir başka erkekten çocuk sahibi olmasının da kocanın kişilik haklarına açıkça saldırı oluşturduğu gözetilerek, Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi gereğince koca yararına uygun miktarda manevi tazminat takdiri gerekirken; bu isteğin reddi doğru olmamıştır.
4- Nüfus sicilinde "tarafların müşterek çocuğu" olarak kayıtlı olan 1.2.2003 doğumlu Kadir'in babasının koca olmadığı, bu çocuğun soybağının reddi talebiyle açılan davanın kabul edildiği ve sözü edilen davada alınan Adli Tıp raporuna göre, kocanın babalığının kesin olarak reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda kocanın, kendisinden olmadığı açık olan çocuk için nafaka yükümlülüğünün bulunmadığı gözetilmeden, bu çocuk için tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda (2), (3.) ve (4.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple "kadının davasında benimsenen kusura ilişkin" gerekçenin değiştirilmesi suretiyle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10.12.2012 (Pzt.)
Full & Egal Universal Law Academy