MAHKEMESİ :Ankara 4. Aile Mahkemesi
TARİHİ :05.06.2012
NUMARASI :Esas no:2011/1089 Karar no:2012/832
Taraflar arasındaki "boşanma", "karşı boşanma ve ziynet alacağı" ve "birleştirileren nafaka" davalarının birlikte yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı (koca) tarafından; kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tedbir nafakası ve ziynet alacağı yönünden, davalı-davacı (kadın) tarafından ise; kocanın kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve reddedilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 18.09.2013 günü duruşmalı temyiz eden davalı karşı davacı B.K.t vekili Av... ve karşı taraf temyiz eden davacı karşı davalı E.K.vekili Av.. .geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece davalı-davacı kadının kocasına göre daha ağır kusurlu olduğu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiştir. Ne var ki; yapılan tahkikat ve toplanan delillerden mahkemece sabit bulunup, taraflara yüklenilen kusurlu davranışlara göre; taraflar eşit kusurlu kabul edilmelidir. Eşit kusur halinde de boşanmaya karar verilmesi gerektiğine (TMK.md.166/1) göre; her iki tarafın da boşanma davasının kabulünde bir isabetsizlik yoksa da, mahkemenin kusura ilişkin gerekçesi isabetli olmadığından; boşanma hükmünün gerekçesinin değiştirilmek suretiyle onanmasına (HUMK.md.438/son) karar verilmesi gerekmiş ve tarafların aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.2-Yukarıdaki bentte açıklandığı gibi; boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş de yoksulluk nafakası alabilir (TMK.md.175). Durum böyleyken; davalı-davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle reddi isabetsiz olmuş bozmayı gerketirmiştir.
3-Davalı-davacı kadın ziynetlerin aynen, olmadığı takdirde de bedelini talep etmiştir. Mahkemece hüküm altına alınan ziynetlerin cins, miktar ve değerleri ayrı ayrı gösterilmeden hüküm kurulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2). fıkrasında: hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyunadırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. Maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2 ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple boşanma hükmünün gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, 3 numaralı bentte belirtilen bozma nedenine göre tarafların ziynet alacağının esasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraf vekilleri duruşmaya geldiklerinden duruşma için takdir olunan 990 TL. vekalet ücretinin E.'den alınıp Banu'ya verilmesine ve 990 TL. vekalet ücretinin de Banu'dan alınıp E.'ye verilmesine, temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.18.09.2013 (Çrş.)