MAHKEMESİ :Kocaeli l. Aile Mahkemesi
TARİHİ :29.05.2012
NUMARASI :Esas no:2011/219 Karar no:2012/413
Taraflar arasındaki "boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (kadın) tarafından manevi tazminat, çocukla babası arasında tesis edilen kişisel ilişki, yoksulluk nafakası ve tedbir ile iştirak nafakasının miktarları yönünden; davalı adına da yasal danışman tarafından nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalıya yargılama sırasında Türk Medeni Kanununun 429'uncu maddesi gereğince yasal danışman atanmıştır. Kendisine yasal danışman atanmış olan kişi, medeni haklarını kendisi kullanabilir. Sadece Türk Medeni Kanununun 429'uncu maddesinde sayılan işlerde yasal danışmanın görüşü gereklidir. Yoksa yasal danışman, bu işlerde dahi danışmanı olduğu kişiyi temsil edemez. Bu bakımdan verilen kararı temyiz etme yetkisi de yasal danışmana değil davalının kendisine aittir. Karar, davalının kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafından süresi içinde bir temyiz dilekçesi verilmemiş, karar davalı adına "yasal danışmanı" tarafından temyiz edilmiştir. Yasal danışmanın hükmü tek başına temyiz etme yetkisi bulunmamaktadır. Yasal danışmanın verdiği temyiz dilekçesi ancak, kendisine danışman atanmış olanın bir temyizi varsa incelenebilir. Davalının kendisi tarafından verilmiş bir temyiz dilekçesi bulunmadığına göre, yasal danışmanın "davalı" adına verdiği temyiz dilekçesinin incelenmesi mümkün değildir. Bu sebeple davalı adına yasal danışmanı tarafından verilen 15.08.2012 tarihli temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacının temyiz itirazlarına gelince;
a) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacının yoksulluk nafakası talebinin bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b)Boşanmaya sebep olan olaylarda baskın kusurlu olanın davalı olduğu mahkemece de böyle kabul edildiği görülmektedir. Mahkeme, "boşanmaya sebebiyet veren hadisenin davacının kişilik haklarını zedeleyici nitelikte" görmemiş, davacının manevi tazminat talebini bu sebeple reddetmiştir. Oysa davalının, şizofreni hastalarının kullanması gereken ilacı eşine zorla içirdiği, ilacın etkisiyle kendisini kötü hisseden davacının hastaneye kaldırıldığı ve midesinin yıkandığı, tanıklarca ifade edilmiştir. Davalının bu eylemi davacının bedensel bütünlüğüne saldırı niteliğinde olup, manevi tazminatı gerektirir. Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi şartları gerçekleşmiştir. Öyleyse, davalının manevi tazminatla sorumlu tutulması gerekir. Bu husus nazara alınmadan davacının manevi tazminat talebinin reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. maddenin (b) bendinde gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda 2. maddenin (a) bendinde gösterilen sebeple yasal danışmanı tarafından verilen temyiz temyiz dilekçesinin yukarıda l. bentte gösterilen sebeple REDDİNE, temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 04.04.2013 (Per.)